Sırbistan'da hükümetin, Avrupa reformlarını 2017 yılında durdurduğu ve bu durumun sorumluluğunu sivil topluma yüklemeye çalıştığı bildirildi. Avrupa Hareketi Başkan Yardımcısı Vladimir Međak, Sırbistan'ın demokrasi, hukukun üstünlüğü, ifade özgürlüğü ve yolsuzlukla mücadele alanlarında Avrupa Birliği üyeliği için temel şartları yerine getirmediğini vurguladı. Međak, 2003-2017 yılları arasında Sırbistan'ın AB'ye katılım müzakere ekibinde baş hukukçu olarak görev yaptığını aktardı. 2016 yılında gerileme belirtileri fark ettiğini ve bu nedenle müzakere sürecinden ayrıldığını kaydetti. Sırbistan'ın hukukun üstünlüğü konusunda 96. sırada yer alırken, Karadağ'ın 55. konumda bulunduğunu belirten Međak, ülkenin 2019'da demokrasi statüsünü kaybettiğini ve Sınır Tanımayan Gazeteciler listesinde medya özgürlüğü açısından 54. sıradan 104. sıraya gerilediğini açıkladı. Međak, Avrupa Birliği'nin 2011 yılında Sırbistan'ın beş yıl içinde üye olabileceğini tahmin ettiğini, ancak o dönemde ana sorunun Kosova meselesi olduğunu aktardı. Ayrıca, Sırbistan'ın 2014'ten bu yana reformlarda önemli bir ilerleme kaydetmediğini, ancak Belgrad ve Priştine arasındaki diyalogda ilerleme sağlandığını da kaydetti. Siyasal Bilgiler Fakültesi Profesörü Dušan Spasojević ise 2017 yılının bir dönüm noktası olduğunu, o tarihte seçimlerin adil olma özelliğini kaybettiğini belirtti. Spasojević, Sırp İlerleme Partisi'nin AB, Rusya ve Kosova meselesi arasında denge kurarak iktidarda kalmasını sağlayan bir politika izlediğini açıkladı. Hükümetin aynı zamanda AB'yi Kosova ve Rusya'ya karşı tutumu nedeniyle eleştirdiğini, ancak Avrupa Birliği'nin Sırbistan için en önemli ortak olduğunu vurguladığını belirtti. Çağdaş Politika Merkezi Gazetecisi Sofija Popović, hükümetin Avrupa entegrasyonundaki durgunluğun sorumluluğunun bir kısmını sivil topluma yüklemeye çalıştığını belirtti. Popović, Merkez'in araştırmalarına göre vatandaşların sivil toplum kuruluşlarını Avrupa entegrasyonundaki durgunluktan sorumlu görmediğini; ankete katılanların üçte birinin sorumluluğu hükümete, üçte birinin ise Avrupa Birliği'ne atfettiğini aktardı. Popović, hükümetin önceliğinin siyasi pozisyonları ve kayırmacılık ilişkilerini korumak olduğunu, bu nedenle reform sürecinin özünde devam ettirilmediğini vurguladı. Batı Balkanlar için Büyüme Planı hakkında konuşan Međak, bu mekanizmanın bölge ülkelerinin Çin'den borçlanmak yerine daha uygun finansman kaynakları elde etmeleri için tasarlandığını kaydetti. Popović ise Arnavutluk'un fonların üçüncü dilimini zaten çektiğini, Sırbistan'ın ise ilk dilimin yalnızca yarısını alabildiğini açıkladı. Popović, Karadağ örneğine de işaret ederek, Milo Đukanović'in iktidardan indirilmesinin Avrupa entegrasyonunda ilerleme ve yüksek yolsuzluk davalarının soruşturulması için temel bir ön koşul olduğunu belirtti. Međak, bağımsız bir yargı ve yüksek yolsuzluk vakalarının soruşturulması olmadan Sırbistan'ın Avrupa Birliği üyeliğine yönelik gerçek bir ilerleme kaydedilemeyeceğini vurguladı.