Sırbistan'da mantar toplama mevsiminin başlamasıyla uzmanlar, yenilebilir türlerin zehirlilerle karıştırılmasının ciddi sağlık riskleri taşıdığı uyarısında bulunuyor. Askeri Tıp Akademisi (VMA) bünyesindeki Ulusal Zehir Kontrol Merkezi, mantarları iyi tanımayan kişilerin uzman yardımı olmadan mantar toplamaması gerektiğini bildirdi.
Zehirli ve yenilebilir türlerin benzer özellikler taşıyabilmesi, karıştırılmalarını en yaygın zehirlenme nedenlerinden biri haline getiriyor. Sırbistan'da aralarında ölümcül olanların da bulunduğu çok sayıda zehirli mantar türü yetişiyor.
Kopaonik Ulusal Parkı'nın internet sitesine göre bu bölgede yeşil şapkalı ölüm meleği (Amanita phalloides), kokulu ölüm meleği, panter mantarı, kırmızı sinek mantarı ve deli mantar gibi zehirli türler bulunuyor. Bunlar arasında özellikle yeşil ölüm meleği öne çıkıyor; tür, ülkedeki en zehirli mantarlardan biri sayılıyor. İçerdiği amatoksinler ağır karaciğer hasarına yol açabiliyor ve zehirlenme ölümcül sonuçlanabiliyor.
Uzmanlar, tehlike düzeyinin yalnızca mantarın görünümüne bakılarak güvenilir biçimde değerlendirilemediğini, bu nedenle deneyimsiz toplayıcıların yemek amacıyla doğadan mantar toplamaması gerektiğini vurguluyor.
Mantar zehirlenmelerindeki en büyük risklerden biri, kişinin zehirli mantarı yedikten saatler sonra kendini iyi hissedebilmesi. VMA verilerine göre belirtiler mantarın türüne ve içerdiği zehre göre değişiyor. Bazı zehirlenmelerde şikayetler 30 dakika ile üç saat arasında ortaya çıkıyor ve çoğunlukla mide bulantısı, kusma ile karın ağrısını içeriyor. Ağır vakalarda ise ilk belirtiler birkaç saatten birkaç güne kadar uzayan bir süre sonra görülebiliyor; bu tür zehirlenmeler ciddi karaciğer ve böbrek hasarına neden olabiliyor.
Yeşil ölüm meleği zehirlenmesinde başlangıçtaki mide-bağırsak şikayetlerinin ardından ağır iç organ hasarı gelişebilmesi özellikle tehlikeli. Bu nedenle yemekten hemen sonra belirti görülmemesi, mantarın güvenli olduğu anlamına gelmiyor.
Toplayıcılar arasında yıllardır zehirli mantarın nasıl tanınacağına dair çeşitli tavsiyeler dolaşıyor; ancak bunların çoğunun bilimsel dayanağı yok ve tehlikeli hatalara yol açabiliyor. VMA'nın uyarısına göre mantarın gümüş kaşık, sarımsak veya pirinçle birlikte kaynatılarak zehirli olup olmadığının anlaşılabileceği doğru değil. Hayvanların yediği mantarın güvenli olduğu inancı da güvenilir değil; hayvanlar bazı zehirli maddelere farklı tepki verebildiği için bir mantarı yemiş olmaları insanlar için güvenli olduğu anlamına gelmiyor.
Ada Ciganlija'da da çok sayıda yenilebilir ve yenilemez mantar türü bulunuyor. 70 hektarlık alanda koruma altındaki "Ada Ciganlija Mantarları" habitatı yer alıyor ve adadaki 250'den fazla mantar türünden yalnızca otuz kadarı yenilebilir.
Sırbistan Mikoloji ve Mantarcılık Birliği Başkanı Sunčica Jović, geçen yıl verdiği tavsiyede özellikle ormanda dolaşıp buldukları her şeyi toplayan çocuklara dikkat edilmesi gerektiğini belirtmişti. Jović, geçen yıl hangi mantarı yediği bilinmeyen bir çocuk vakasıyla karşılaştıklarını da aktarmıştı.
Doğadan toplanan mantarların tüketilmesinin ardından mide bulantısı, kusma, ishal, karın ağrısı veya başka olağandışı belirtiler görülürse derhal tıbbi yardım alınması gerekiyor. Belirtilerin kötüleşmesini beklememek önem taşıyor; zamanında tedavi zehirlenmenin seyrinde belirleyici olabiliyor. Sağlık çalışanına danışmadan kendi kendine kusmayı tetiklemek veya evde tedavi denemek önerilmiyor.
Sırbistan'da vatandaşlar ve sağlık çalışanları, nöbetçi toksikoloğun 24 saat ulaşılabilir olduğu VMA Ulusal Zehir Kontrol Merkezi'ne 011/360-84-40 numarasından başvurabiliyor. Mantarın veya hazırlanan yemeğin kalan kısımlarının, doktora gitmeyi geciktirmeden uzman incelemesi için saklanması faydalı görülüyor.
Uzmanlar en önemli kuralın basit olduğunu hatırlatıyor: Türü bir uzman tarafından güvenilir biçimde doğrulanmamış mantarlar gıda olarak kullanılmamalı.