Birçok kişi sonbaharın gelmesiyle birlikte evlerinin daha soğuk ve cansız hissetmeye başladıklarını fark eder. Bu durum, çoğu zaman mobilyaların düzenine veya duvar renklerine atfedilir. Ancak uzmanlar, asıl sebebin uygun olmayan aydınlatmaya bağlanıyor. Çünkü doğru bir aydınlatma, evin atmosferini derhal değiştirebilir.

Eskiden kullanılan ampullerden sonra sık yapılan hatalardan biri de steril ve soğuk tonlarda ışık yayabilen ampuller seçmektir. Aslında sorun eski ampullerde yatmaktadır.

Bu tür bir atmosferin önüne geçmek için, ambalajdaki teknik parametreleri anlamak çok önemlidir. Lumenler ışığın parlaklığını, Kelvin ise renk sıcaklığını belirler ve odayı daha aydınlık veya soluk hissettirmeyi sağlar.

Bunun yanında, CRI indeksi de oldukça önemlidir çünkü renklerin gerçekçi bir şekilde yansıtılmasını gösterir. Eğer değeri 90'ın üzerindeyse, evdeki kumaşlar ve duvarlar doğal görünümünü korur ve solgun görünmezler.

Dinlenme ve aile zamanı için kullanılan alanlarda, örneğin oturma odası için, iç mimarlar 2200 ila 2700 Kelvin arasında sıcak tonlu ampuller kullanmalarını tavsiye ederler. 2700 Kelvin'lik merkezi plafon ışığı, aşırı sarı bir etki olmadan ölçülü bir sıcaklık sağlar ve dimmerin kullanılmasıyla her zaman atmosfer kontrol edilebilir.

Öte yandan, mutfak elemanları ve çalışma yüzeyleri için 3000 Kelvin civarında daha nötr bir ışık daha uygun olur.

Profesyonelce düzenlenmiş bir alanın sırrı tek güçlü bir plafon ışığında değil, katmanlı aydınlatmada yatmaktadır.

2200 ila 2700 Kelvin arasında sıcaklıkta ampullerle yerleştirilen zemin ve sehpa lambaları, farklı yüksekliklerde yumuşak ve hoş aydınlatma bölgeleri oluşturur. Sadece birkaç ampul değişimi ile eviniz bu sonbaharda tamamen yeni, sıcak ve davetkar bir ışık kazanabilir.