Sırbistan'da Ortodoks Paskalya Orucu, 23 Şubat'ta başlamış olup 11 Nisan'a kadar devam ediyor. Büyük orucun ilk haftası, Ortodoks geleneğinde orucun en katı dönemi olan "trimirje" ile başlayan Temiz Hafta olarak adlandırılıyor. Keşiş geleneğine göre "trimirje", Paskalya Orucu'nun ilk üç gününü (Pazartesi, Salı, Çarşamba) kapsar ve yiyecek ve içeceklerden tamamen uzak durmayı (kuru oruç) gerektirir. Tamamen uzak duramayan inananlara ise sadece suyla oruç tutmak veya kuru yiyecekler tüketmek öneriliyor. Bu sürecin otofaji, insülin duyarlılığında iyileşme ve hızlı yağ kaybı gibi derin metabolik değişikliklere yol açabileceği Bodyspec.com tarafından belirtildi. Ancak uzmanlar, bu tür bir orucun çoğu kişi için tıbbi gözetimi gerektiren önemli riskler de taşıdığı konusunda uyardı.

Vücutta meydana gelen değişiklikler ilk 24 saat içinde karaciğerde ve kaslarda depolanan glikojenin yakılmasıyla başlıyor; araştırmalar 12 ila 24 saatlik orucun serum glukozunda %20 veya daha fazla azalmaya neden olduğunu kaydetti. 24 ila 36. saatler arasında çoğu insan besinsel ketoz durumuna girerken, karaciğer depolanmış yağları vücut ve beyin için alternatif bir enerji kaynağı olan ketonlara dönüştürmeye başlıyor. 2024 yılında Nature Metabolism dergisinde yayımlanan büyük bir araştırma, yedi günlük sadece su orucu tutan 12 sağlıklı gönüllüyü takip ederek, önemli sağlık etkilerinin tam da üç gün sonra ortaya çıktığını aktardı. Bu süre zarfında yaklaşık 3.000 proteinde değişiklikler ve tüm ana organlarda belirgin dönüşümler gözlemlendiği vurgulandı. Üçüncü günde ise en derin hücresel değişiklikler meydana gelirken, hücreler içindeki doğal "geri dönüşüm" süreci olan otofajinin aktivitesinin zirvesine ulaştığı belirtildi. Queen Mary Üniversitesi'nin 2024 tarihli araştırması da otofajinin orucun üçüncü gününde önemli seviyelere ulaştığını doğruladı.

Üç günlük oruçla, toplam vücut ağırlığının %4-6'sı kadar bir düşüş yaşanabilir; ancak bu ağırlık kaybının büyük bir kısmı, özellikle kısa süreli oruçlarda (%70-80) su ve harcanan glikojenden kaynaklanıyor. Gerçek yağ kaybının çoğu kişide %15-25 (yaklaşık 0,2-0,7 kg) arasında olduğu, ancak bu dönemde bile metabolizmanın iyileştiği ve yağ yakımının daha etkili hale geldiği bildirildi. Ayrıca üç günlük orucun insülin duyarlılığı, kan şekeri kontrolü ve iltihaplanma üzerinde olumlu etkileri olduğu kaydedildi. Birçok kişi orucun ikinci ve üçüncü günlerinde artan konsantrasyon ve zihinsel açıklık yaşadığını belirtiyor; bunun nedenleri arasında ketonların beyin için etkili bir yakıt kaynağı olması ve beyin türevi nörotrofik faktörün (BDNF) artması yer alıyor. Ancak hamileler, emziren kadınlar, çocuklar, diyabet hastaları, yeme bozukluğu olanlar veya kalp/böbrek hastalığı gibi ciddi sağlık sorunları olan kişiler için üç günlük su orucunun kesinlikle kontrendike olduğu vurgulandı. Uzun süreli oruçla ilişkili potansiyel riskler arasında ani ve yanlış beslenmeye dönüşle ortaya çıkabilen refeeding sendromu, elektrolit dengesizlikleri, dehidrasyon, kortizol seviyesinde artış ve kas kütlesi kaybı bulunuyor. Şiddetli baş dönmesi, aşırı halsizlik, göğüs ağrısı, karın ağrısı, zihin karışıklığı veya hızlı kalp atışı gibi belirtiler ortaya çıktığında orucun derhal kesilmesi ve tıbbi yardım alınması gerektiği açıklandı. Orucu açarken yavaş ve küçük porsiyonlarla başlanması, ilk öğünlerin sebze suyu veya çorba gibi hafif gıdalar olması ve elektrolit alımına dikkat edilmesi önerildi.