Sırbistan'ın enerji sistemleri yaşlanan altyapılar ve modernizasyon için finansman eksikliği nedeniyle ülkenin geleceği için kritik öneme sahip bir enerji dönüşümüyle karşı karşıya. Yeşil Gündem hedefleri ve enerji güvenliğinin sağlanması kapsamında dekarbonizasyon için önümüzdeki on yıl içinde yaklaşık 27 milyar avro yatırım yapılması gerektiği belirtildi. Bu durum, söz konusu finansmanın nasıl ve nereden sağlanacağı sorusunu gündeme getirdi. Avrupa Birliği'nin yeni karbon emisyonu vergisi (CBAM) de Sırbistanlı ihracatçı şirketleri şimdiden olumsuz etkilemeye başladı.

Sırbistan Çevre Koruma Stratejisi Taslağı'nda 2033 yılına kadar resmi olarak belirtilen bu yatırım ihtiyacı, yeşil enerjiye geçişin nihai maliyetinin vatandaşlar için 2050 yılına kadar çok daha yüksek olabileceği tahminlerini de beraberinde getiriyor. Durumu daha da karmaşık hale getiren AB'nin yeni Karbon Sınır Ayarlama Mekanizması (CBAM), bazı Sırbistanlı şirketler için 1 Ocak 2026 tarihinde yürürlüğe girdi. Bu vergi, AB'ye ithalat yapanların çelik, demir, çimento, alüminyum, gübre ve elektrik gibi ürünlerdeki karbon içeriği için ödeme yapmasını gerektirerek Sırbistanlı ihracatçıları doğrudan etkiliyor. CBAM, AB'nin iklim değişikliğiyle mücadele politikasının bir tamamlayıcısı olarak, belirli ekonomik sektörler için sera gazı emisyonlarının yıllık maksimum miktarını belirleyen AB Emisyon Ticaret Sistemi'ne (EU ETS) ek olarak oluşturuldu.

Sırbistan'ın Ulusal Olarak Belirlenmiş Katkısı (NDC 3.0) raporunda 2025 yılında kabul edilen hedeflere göre, ülkenin 2035 yılına kadar 1990 yılına kıyasla sera gazı emisyonlarını yüzde 40,1 oranında azaltması öngörülüyor. Ancak, Maliye Konseyi'nin Ekim 2025 tarihli analizinde, Sırbistan'ın 2010'dan 2023'e kadar emisyonları sadece yüzde 3-4 oranında azalttığına dikkat çekilerek, 2030 yılı için hedeflenen yüzde 33'lük azaltımın mevcut taahhütlerle karşılanamayacağı kaydetti. Maliye Konseyi, 2026 yılında enerji yoğun sanayilerin CBAM vergisi maliyetinin yaklaşık 45 milyon avro olacağını, ancak emisyon azaltma yatırımları yapılmazsa bu maliyetin 2030 yılına kadar 150 ila 200 milyon avroya çıkabileceğini aktardı. Ayrıca, 2030 yılına kadar elektrik ihracatı için CBAM maliyetinin yıllık 200 ila 300 milyon avro olacağı tahminine yer verildi.

Bu tür tahminler karşısında, Sırbistan'ın hem düzenleyici çerçeveyi oluşturması hem de ekonomik potansiyeli ve çevresel faydaları hızlandırırken zararı önlemenin yollarını bulması kaçınılmaz bir gereklilik olarak vurgulandı. İklim değişikliğinin Sırbistan sanayisini doğrudan ekonomik kayıplar, AB'nin düzenleyici baskısı (CBAM) ve gerekli enerji dönüşümü olmak üzere üç ana kanal üzerinden derinden dönüştürdüğü belirtildi. Bu süreçte en büyük darbeyi alan sektörler ise tarım, enerji ve enerji yoğun sanayi olarak öne çıkıyor. Tarım sektöründe 2000 yılından bu yana aşırı hava koşulları nedeniyle 12 milyar avrodan fazla zarar meydana geldiği tahmin ediliyor. Enerji sektöründe ise linyit kömüründen elektrik üretimi ana sorunu oluşturarak ulusal sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 80'ini bu sektörden kaynaklanıyor. Özellikle çimento, demir, çelik, alüminyum ve gübre üretimi gibi enerji yoğun sanayiler, CBAM'ın yürürlüğe girmesiyle bu sorunu daha derinden hissetmeye başladı.

Bu durum karşısında ilgili şirketler, teknolojilerini Avrupa standartlarına, özellikle de dekarbonizasyon için kendi enerjilerini üretme koşullarına uyarlamanın yollarını arıyor. Bu yollardan biri, fosil yakıtların yakılmasından kaynaklanan karbon dioksit ve diğer zararlı gaz emisyonlarını doğrudan azaltan alternatif yakıtların, AB ülkelerinde olduğu gibi, kullanılmasıdır. Atık işleme yoluyla elde edilen yakıt (RDF) gibi alternatif yakıtların kullanımının ekolojik ve ekonomik açıdan daha kabul edilebilir olduğu, AB'deki bazı ülkelerde kullanımının yıllık yüzde 50'ye kadar arttığı aktarıldı.

Sırbistan, sera gazı emisyonu vergisi ve karbon yoğun ürün ithalatı vergisi olmak üzere iki yasa çıkararak CBAM'a karşı kendi önlemlerini uygulamaya koydu. Bu uygulamalarla, enerji yoğun sanayiler emisyon vergisi olarak ton başına dört avro ödemek zorunda kalacak ve bu paralar devlet kasasında kalacak, AB'ye ödenecek CBAM vergisi ise bu miktar kadar düşürülecek. Maliye Bakanı Siniša Mali, bu paranın çevre koruma ve emisyon azaltma projeleri için tahsis edileceğini açıkladı. Ancak, enerji yoğun sanayi şirketleri, bu paranın dekarbonizasyon projelerini finanse edecek Ulusal bir Fon oluşturulması için ayrılması gerektiğini önerdi. Böyle bir yaklaşım olmadan dekarbonizasyon hedeflerine ulaşmanın ve Avrupa pazarında rekabet edebilirliğin zor olacağı vurgulandı. AB'nin kendi şirketlerine önemli fonlar ve uygun kredi imkanları sunduğu da bu bağlamda dile getirildi. Sırbistan'da bu adımlar atılana kadar, CBAM'dan etkilenen şirketler dekarbonizasyon modellerini kendileri aramaya başladı; bazıları, üretim maliyetlerini düşürmek ve Avrupa pazarında rekabetçi olmak amacıyla alternatif yakıtlara, özellikle RDF'ye dayalı enerji santralleri projeleri geliştirmeye başladı.