Birçok kadının 20 veya 60 yaşında olmalarına bakılmaksızın, kendilerine uygun buldukları şekilde yaşamak istemeleri artık sıradanlaşmış durumda. Bu durum 32 yaşındaki Lena'nın da deneyimlediği bir gerçeklik. Lena, sosyal medyada kendi hikayesini paylaşarak büyük bir tepki yarattı.

Lena, ailesinin evlilik ve çocuk soruları bombardımanı yapmasına rağmen, "Hiçbir zaman. Ben kendimi mutlu hissediyorum." yanıtını veriyor. Finansal bağımsızlığı, sadece partnersiz bir yaşam değil, aynı zamanda birikim yapabilmesini de sağlıyor. Bu, annesi ve büyükannesinin deneyimleyemediği bir durum.

Lena'ya göre yalnız olmanın birçok avantajı var: "Sınırsız uzlaşma yok, başka kadınlardan beni koruyacak bir erkeğe ihtiyacım yok, onun krizlerini çekmek veya her gün iki kişi için yemek pişirmek zorunda değilim." Lena'nın günleri spor, dans ve arkadaşlarıyla vakit geçirmekle dolu. Kendi kendine çiçek alıyor. Ebeveynleri onu bencil olarak görüyor ve bir psikologla görüşmesini öneriyorlar ama Lena kendini tamamen mutlu ve tatmin edici buluyor.

Lena'nın "Bize kaç kişi var?" sorusuna, 50'den fazla arkadaşı onunla aynı fikirde olduğunu belirtti. Ancak, bir yorum tüm konuşmayı değiştiren ve dikkatleri üzerine çeken bir durum yarattı.

Bir 50 yaşındaki kadın, acı dolu deneyimini paylaşarak genç kızlara yılların getirdiği dönüşüm hakkında keskin bir uyarıda bulundu. Sözleri soğuk bir duş gibiydi.

"Yaklaşık kırk yaşında bir dönüm noktasına gelirsiniz. O zaman, sadece olması için herhangi biriyle çocuk yapmak isteyebilirsiniz." diye yazdı. Ona göre, partner ve çocuk olmadan yaşama arzusu doğal değil ve vücut daha sonra farklı tepkiler gösteriyor.

Birçok kadının yıllarca önemli kararları ertelediğini, "Zamanım var" diye düşündüklerini ve hayatlarının eğlenceli ve sorumluluksuz olduğunu savundu.

"Sonra bir anda hepsini istiyorlar." dedi. Problemin genç erkeklerin artık ilgisiz olduğu ve yaşlıların ilk evliliklerden çocuk sahibi oldukları için yeni yükümlülükler istemediği gerçeğini açıkladı. Bu, genellikle takip eden acımasız gerçekliği tanımladı.

"Kendinizi özgürce ve bağımsız olarak yaşamak isteyen kadınlara" yönelik mesajı şöyle bitirdi: "İnsan garip bir varlıktır. Yalnızca tükendiğinde değerini anlar. Sadece dağları aştığında kendisini saygı gösterir, onları sadece dolaştığı zaman değil."

Psikoloji açısından bakıldığında, aile hayatı derin bir aitlik, güven, kuşaklar arası bağlantı ve başkalarına karşı empati ve fedakarlık yoluyla duygusal olgunluk sağlayabilir. Öte yandan, bağımsız yaşam isteği egoizm veya olgunluk eksikliği değildir. Bugün kadınlar, atalarının sahip olmadığı ekonomik özgürlük, seçim hakkı ve kendi zamanları ve bedenleri üzerinde kontrol sahibi olma olanağına ilk defa sahipler.

Ancak, her kadının kendine dürüstçe sorması gereken temel soru şu: "Tek başına yaşama isteği nereden geliyor?" Gerçekten huzurlu ve bilinçli bir karar mı yoksa bağlanmaktan korku, özgürlük kaybı, acı verici kalıpların tekrarlanması, reddedilme veya hayal kırıklığı mı?

Psikolojik olgunluk, yaşamın belirli bir modelini benimsemek değil, kendine dürüst bakış demektir. Kadın ister aile hayatını ister yalnız yaşamayı seçsin, en sağlıklı karar, kaçma veya savunma mekanizması değil, kendi öz benliğine karşı dürüst ve bilinçli bir temas sonucunda alınan karardır.