Nörobilimci Andrew Huberman, sabahları sadece birkaç dakikalık bir alışkanlığın gün boyunca ruh halinizi değiştirebileceğini vurguladı. İlk saat içinde geçirdiğiniz bu kısa zaman dilimi, enerjik, odaklanmış ve sakin bir uyku sürecine sahip olup olmayacağınızı belirliyor. Huberman, bu süre zarfında kortizol hormonu ile bilinçli bir şekilde yönetiminin, fiziksel ve zihinsel sağlık açısından önem taşıdığını açıkladı.

Huberman, “Sabah yüksek, akşam düşük kortizol seviyeleri hedeflenmelidir. Bunun dışına çıkıldığında, vücut bunun bedelini ödemekte,” dedi. Kortizol, vücuda uyanma zamanı olduğunu belirten doğal bir sinyal işlevi görmekte. Bu hormon, kan basıncını artırmakta, enerjiyi harekete geçirmekte ve beyin için öğrenme ve konsantrasyon hazırlıkları yapmaktadır. Ancak, sabah döneminde bu hormonun artışı yeterli seviyede olmazsa, gün ilerledikçe anksiyete, kötü uyku ve kronik yorgunluk sorunlarıyla karşılaşılmaktadır.

Huberman, eğer sabah kortizol yükselmezse, akşam saatlerinde ortaya çıktığını ve bunun uykusuzluk ve zihinsel karmaşaya neden olabileceğini aktardı. Sabah ışığının, biyolojik saatin resetlenmesine yardımcı olduğunu ve hormonları, enerjiyi ve vücut sıcaklığını etkilediğini belirtti. İdeal olarak, gözlerinizi açtıktan sonra 10-30 dakika içinde dışarı çıkmanız tavsiye edilmektedir. Bu, vücuda aktivasyon sinyali gönderdiği gibi yüksek kan basıncı ve enerji salınımını da beraberinde getirmektedir.

Eğer sabah saatlerinde kortizol artışı gerçekleşmezse, vücut bunu telafi etmeye çalışmakta ve bu daha çok öğleden sonraları ya da akşam saatlerinde yaşanmaktadır. Bu ise gerilim ve keyifsizlik yaratmakta, aynı zamanda uykunun kaçmasına neden olmaktadır. Huberman, sabahları yüksek kortizol seviyesinin olumlu bir durum olduğunu, akşam saatlerinde ise bunun tersinin geçerli olması gerektiğini vurguladı.

Zihne motorları çalıştıracak en basit ve en önemli sinyalin ışık olduğunu söyleyen Huberman, birkaç dakikalık güneş ışığı ya da güçlü bir ışığın bile günün başlaması için yeterli olduğunu ifade etti. Doğal ışık yoksa, güçlü yapay ışıkların da bu işlevi görebileceğini aktardı.

Ayrıca, hareketin de sinir sistemini uyandırdığına dikkat çekti. Yoğun antrenmanlara ihtiyaç olmadığını, basit birkaç dakikalık hareketin yeterli olduğunu belirten Huberman, esneme, çömelme veya kısa bir yürüyüşün iyi bir sinyal göndereceğini ifade etti. Vücutta günün başladığını hatırlamak için soğuğa kısa süreli maruz kalma da öneriliyor. Cesaret isteyen bu yöntem, soğuk duş ve yüzü soğuk suyla yıkamak gibi uygulamaları içermektedir.

Birçok kişi sabah işe gitmeden önce kahve içmeyi tercih ediyor. Ancak Huberman, bu alışkanlığın biyolojik ritmi bozduğuna dikkat çekerek, kahvenin uyanma sonrası en az bir saat bekledikten sonra tüketilmesini önerdi. Aksi takdirde, sabahki doğal kortizol artışı bozularak gün içinde enerji düşüklüğüne sebep olabilmektedir.

Akşam saatlerinde mobil cihazlara bakmanın, kortizol seviyelerini olumsuz etkileyerek doğal uyanışı yavaşlattığını belirten Huberman, düşük akşam kortizol seviyesinin bedeni sakinleştirip uykuya hazırladığını aktardı. Akşam pratiklerinin içinde, loş ışıkta kalmak, kafein ve yoğun egzersizden kaçınmak ve düzenli bir uyku saatine sahip olmanın önemine değindi.

Birçok kişi için sabah ışığına çıkmak, birkaç dakikalık esneme hareketi yapmak ve her gün yaklaşık aynı saatte kalkmak, daha enerjik, mutlu ve uyku kalitesinin artmasına neden olabilecek basit alışkanlıklardır. Huberman, karmaşık diyetlere veya ağır rutinlere ihtiyaç olmadığının altını çizdi.