Çocuk doktoru Dr. Heather Gosnell ve diğer uzmanlar, kahvenin sağlık üzerindeki faydalarını ve potansiyel risklerini değerlendirerek, günlük tüketilmesi gereken miktarı ve içim zamanlamasını açıkladı. Uzmanlar, kahvenin faydalarının çoğunun içerdiği biyoaktif bileşiklerden kaynaklandığını vurgularken, "Kahvenin gizli maddesi, güçlü bir antioksidan olan klorojenik asittir" bilgisini aktardı.

Uzmanlar, kahve tüketiminin uzun ömürlülükle ilişkili olduğunu ve yetişkinlik döneminde günde yaklaşık üç fincan kahvenin, genel ölüm riskini yüzde 13 azalttığını kaydetti. Doğal bitki bileşikleri ve polifenoller sayesinde kahvenin güçlü antioksidan ve antienflamatuar özelliklere sahip olduğu belirtilirken, fiziksel performansı artırıcı etkisi de bulunduğu ifade edildi. Araştırmalar, kahvenin kalp hastalıkları, tip 2 diyabet ve depresyona karşı koruyucu etki gösterebileceğini, ayrıca bilişsel fonksiyonları destekleyerek demans riskini azaltabileceğini bildirdi. Ancak uzmanlar, kahvenin olumsuz etkilerinin genellikle çekirdeğinden değil, içine eklenen maddelerden kaynaklandığına dikkat çekti. Dr. Gosnell, "Kahvenize rafine şeker ve tam yağlı kremalar eklemek, onu sağlıklı bir içecekten sıvı bir tatlıya dönüştürür" ifadelerini kullandı. Bu tür katkıların yüksek kalori, şeker ve doymuş yağ içerdiğini, bunun da kan şekeri yüksekliği, kilo alımı ve kolesterol artışına yol açabileceğini aktaran Gosnell, yapay tatlandırıcıların da bağırsak mikrobiyotasını bozabileceği ve sindirim sorunlarına neden olabileceği uyarısında bulundu.

Kahve miktarının ve içim zamanının uyku düzeni, kalp ritmi ve mide yanması gibi faktörler üzerinde etkili olabileceği kaydedildi. Özellikle günün ilerleyen saatlerinde tüketilen kafeinin, bazı kişilerde sinirlilik, huzursuzluk ve kalp çarpıntısına yol açtığına dikkat çekildi. Uzmanlar, günlük üç ila dört fincan kahvenin en az riskle en fazla faydayı sağladığını belirtti. Günde yaklaşık 400 miligram kafeinin üst sınır olduğunu, bunun da yaklaşık dört fincan kahveye denk geldiğini aktaran yetkililer, altı fincanın üzerinde tüketimin anksiyete, titreme ve uyku bozuklukları gibi olumsuz etkilere yol açabileceği uyarısında bulundu. Kahve tüketim zamanlamasının da önemine değinildi. Kafeinin vücutta uzun süre kalabildiğini ifade eden uzmanlar, öğleden sonra veya akşam geç saatlerde kahve içmenin REM uykusu ve genel uyku kalitesini önemli ölçüde azaltabileceğini belirtti. Çocuk doktoru Dr. Heather Gosnell, "Geç saatte içilen kahve, derin ve yenileyici bir uyku almanızı engeller, bu da yorgun uyanmanıza neden olur" sözleriyle uyardı. Reflü eğilimi olan kişilerde akşam kahvesinin semptomları kötüleştirebileceği vurgulandı. Uzmanlar, son fincan kahvenin yatmadan en az dokuz ila on saat önce, yani çoğu yetişkin için öğle ile öğleden sonra üç arasında içilmesini önerirken, kafeine duyarlı kişilerin sadece sabah kahvesiyle sınırlı kalması gerektiğini kaydetti. Kafeine verilen tepkinin genetik, hormonal durum, stres seviyesi ve uyku alışkanlıklarına göre değiştiği belirtilerek, bireylerin kendi vücutlarını dinlemesinin önemli olduğu vurgulandı.