Yugoslavya'da 1961 yılında yapılan nüfus sayımı sadece istatistik sunmuyor; aynı zamanda ülkenin derin bir kalkınma bölünmesi resmini çiziyor, sanki aynı devlette yaşıyorlarmış gibi değil.
Bu haritayı oluşturan kart, aslında savaş sonrası Yugoslavya'yı yansıtıyor. Sayım 21 soru ve ev bilgileri listesi, konut anketi ve doldurma talimatları içeriyordu. Bu, Yugoslavya'nın kuruluşundan beri yapılan beşinci sayımdı.
Sayım, o dönemdeki Yugoslavya'nın eğitim açısından en gelişmiş bölgelerinin kuzeybatısı olduğunu gösterdi. Slovenya neredeyse tamamen düşük analfabetizm bölgesine giriyor ve büyük ölçüde Hırvatistan da, özellikle kuzey, İstra ve geniş şehir çevresi iyi duruma sahipti. Bu Yugoslavya bölgeleri 1960'ların başında daha istikrarlı bir eğitim ağı, daha elverişli sosyal yapı ve daha güçlü modernleşme mirası vardı.
Bu düzen tesadüf değil. Yugoslavya'daki bölgesel okuryazarlık üzerine analizler yapan tarihçiler, farklı imparatorlukların mirasının, finansal olanakların, devlet politikalarının, sosyal normların ve eğitime bakış açısının etkisiyle uzun süredir süregelen farklılıklara işaret ediyorlar. 20. yüzyılın ikinci yarısında daha iyi bir başlangıç pozisyonuna sahip olduklarını belirten "Yugoslavya'daki Bölgesel Okuryazarlık" adlı bir araştırmada, tarihçiler bu durumu açıklıyor.
Sırbistan'ın kuzeyi, özellikle Voyvodina, eski Yugoslavya'nın diğer bölgelerinden çok daha iyi görünüyor. Bu durum, eski Yugoslavya'da görülen başka bir örüntüyü de doğrulamaktadır. Daha düz, şehirli ve altyapılı olan bölgelerde analfabetizm oranı daha düşüktür; dağlık, kırsal ve daha izole edilmiş bölgeler ise modern eğitime yetişmekte daha yavaştır.
Bunun karşısında, Yugoslavya'nın güneyi, güneybatısı ve merkezi bölgelerinde en çarpıcı resim ortaya çıkıyor. Haritada, yüksek analfabetizm bölgeleri Kosovo'da, Bosna-Hersek'in büyük bir bölümünde, Sandzak'ın bazı bölgelerinde, Karadağ'ın kuzey ve doğusunda ve Makedonya'nın bazı bölgelerinde en belirgin şekilde görülebilir. Burada analfabetizm artık yalnız bir sosyal sorun değil; daha geniş bir gerilemenin semptomu haline gelmiştir. Bu durum, zayıf gelişmiş ulaşım ve eğitim altyapısı, fakir köyler ve geleneksel toplumun dönüşümünün yavaşlamasıyla ilişkilendirilebilir.
Bu harita sadece kimin okuyabildiğini ve yazabildiğini değil, aynı zamanda devletin eğitime ne kadar yetişebildiğini ve yetişemediğini de anlatıyor. Yüksek analfabetizm bölgelerinde yaşam daha uzun süre yerel topluluk içinde geçerdi; şehir, endüstri ve kurumlara olan etkisi zayıftı. Eğitim burada bir ayrıcalık olarak görülüyordu, standart değildi.
Ek olarak, araştırmalar, analfabetizmin kadınlar arasında erkeklerden daha belirgin olduğunu gösteriyor, bu durum özellikle geleneksel ve kırsal ortamlarda daha da belirgin hale geliyor. Yugoslavya Müzesi'nin yayınladığı bir çalışmada, 1961 yılında Yugoslavya'da nüfusun %21'inin hala analfabetik olduğu ve republikler arasında büyük farklılıklar olduğu belirtiliyor. Slovenya'da analfabetizm neredeyse ortadan kalkmışken, Kosovo'daki bazı köylerde anket yapan tek bir okuyucuda bulunamadı.
Bu haritanın en önemli sonucu belki de budur: Yugoslavya 1961 yılında resmi olarak tek bir devlet olsa da eğitim açısından tek bir alan değildi. Kuzeybatısı büyük ölçüde kitlesel eğitime girerken, bazı güney ve iç bölgeler hala temel okuryazarlık ile mücadele ediyordu.
Savaş sonrası Yugoslavya, okuma yazma kampanyası başlatmış, okullar açmış ve temel eğitimi yaymaya çalışmıştı; ancak 1960'lara kadar çok yüzyıllık veya hatta çok yüz yıllık farklılıkları ortadan kaldırmayı başaramadı. Bu süreç yavaş, zorlu ve eşitsizdi.
1961 yılındaki nüfus sayımı, eğitimin eşit olarak dağıtılmadığı bir ülkenin nasıl göründüğüne dair değerli bir tarihsel belge sunuyor. Okullar, şehirler ve kurumlar daha önce kök salmış bölgelerde analfabetizm hızla azalırken; fakirlik, izolasyon ve geleneksel alışkanlıkların daha uzun süre devam ettiği bölgelerde analfabetizm daha kalıcı bir sosyal sorun olarak kaldı.