Dino Mustafić, günümüz Avrupa'sının en önemli yönetmenleri arasında yer alıyor. Filmleri dünyanın dört bir yanından ödüller kazanırken, "Helverova Noć" adlı kült oyunculuğu uluslararası düzeyde tanınan bir başarıya imza atmış ve 20 ödül kazanmıştır.

Mustafić için hem tiyatro hem de sinema hayatın bir parçasıdır. Kendini sanatının içine kapatmayan, görüşlerini açıkça ve kompromissiz ifade eden bir yaratıcıdır. REKOM'un aktif savunucusu ve insan hakları mücadelecisi olan bu sanatçı, interkültürlülüğü kendi yaşam felsefesi olarak benimsemiştir.

Hanibal Kovač, Balkanlar'ın siyasi olarak kırılgan döneminde Dino Mustafić ile yaptığı söyleşide sanat ve toplum arasındaki ilişkiyi ele alıyor.

Sanat ve Sorumluluk?

"Bir sanatçının dünyanın içinde olmaması mümkün değildir. Estetik, form, beceri veya kişisel hassasiyetle ilgili bir tartışma olabilir ancak her seçim bir sanatçının dünya hakkındaki bakış açısını yansıtır. Benim için sanat öncelikle yaşadığımız zaman dilimindeki sorumluluğun bir ifadesidir. Bu, günlük politik propaganda veya önceden belirlenmiş cevaplar sunan sanata değil, sorular soran, var olan inanç sistemlerinin çatlaklarını ortaya koyan ve insan yüzünü istatistiklere, politikaya ve ideolojilere karşı geri getiren sanata odaklanıyor."

"Sanatçıların şüphe hakkını korumak zorundadır. Belki de bugün en önemli siyasi cesaret şekli budur."

Tiyatro veya Sinema?

"Bu seçimi yapmak zordur çünkü tiyatro ve sinema farklı dillerdir, ancak aynı obsesyonları ele alırlar. Tiyatro benim ilk aşkım ve beni oluşturan alan. Canlı oyuncu ile canlı izleyici arasındaki benzersiz karşılaşma, her gece farklı bir deneyim yaratır. Sinema ise başka bir tür büyüdür. Gerçekliği yakalamak, parçalamak, yeniden şekillendirmek ve bir araya getirmek için kamera kullanır. Bir bakış, bir yüz veya bir manzaradan tam bir iç dünyayı ortaya çıkarabilir. Ancak zorunlu seçme yapmam gerekirse, tiyatroyu tercih ederim çünkü daha doğrudur. Tiyatroda, sanatçı, oyuncu ve izleyici arasında hiçbir son engel yoktur. Her gece risk alıyoruz. Ve bu risk beni hala en çok çekiyor."

Sanat ve Balkanlar'daki Bozuk Köprüler?

"Sanat tek başına politikalar tarafından yarattığı hasarı tamir edemez. Sanatçılar savaşların, ulusalizmin ve tarihsel travmaların sonuçlarını gidermek için beklenemez. Ancak sanat tekrar buluşma alanları yaratabilir. Balkanlar'da bu özellikle önemlidir çünkü sınırlar hızla değişti, ancak insanların düşünceleri henüz değişmedi. Hala birçok nesil komşular hakkında siyasi söylemlerden daha çok şey öğrenmektedir. Bu nedenle her ortak film, oyun, sergi, kitap veya konser kültürel bir olaydan çok fazlasıdır. Sarajevo, Belgrad, Zagreb, Ljubljana, Podgorica ve Skopje'deki sanatçılar birlikte çalıştıklarında, farklı bir gerçeklik yaratırlar. Geçmişi yeniden yazmazlar veya olmamış gibi davranmazlar; ancak geçmişle yaşamayı öğrenmenin mümkün olduğunu gösterirler."

Sanat, Unutmaya Karşı Moral Direniş?

"Evet, ve bu en önemli fonksiyonlarından biridir. Unutma her zaman doğal bir süreç değildir. Politik olarak üretilen unutma vardır. Bazı insanlar, olaylar veya topluluklar, belirli bir tarih anlatımını bozduğu için silinmeye çalışılır. Bu bağlamda, hatırlama direniş olabilir. Ancak sanatın görevi yargılamak değil, tanıklık etmektir. Sanatçının amacı, unutulmuş olana yüz, isim, ses, saygınlık ve insan hikayesini geri vermektir. Beni en çok ilgilendiren şey bu küçük, kişisel tarihtir. Büyük tarihler kazananlar, devletler, ordular ve kuruluşlar tarafından yazılır. Ancak her büyük tarihi olay arkasında bir insan vardır: Birisi sevmiş, kaybetmiş, yaşamış, korkmuş ve hayaller kurmuştur. Eğer sanat, bu insana tekrar görünür hale getirebilirse, önemli bir şey yapmış olur. Sanat, unutmaya karşı moral direniştir ancak sadece o anı simgeleyerek değil, insan onurunu geri kazandırarak."

Politikalar ile Balkanlar'daki Sanat?

"Balkanlar'da politika ve sanat ayrılmazdır çünkü politikalar uzun süredir yaşamımızın her alanına girmiştir. Dil, kimlik, aile, tarih, kültür ve hatta ölüler hakkında düşündüğümüz şekil bile politik olmuştur. Bu nedenle, bir sanatçının kendini politikalardan uzak tutması imkansızdır. Ancak sanatçılık ile siyasi partizanlık arasında büyük bir fark vardır. Beni daha çok ilgilendiren şey ilktir. Siyasi olarak aktif olmuşumdur ve gerektiğinde kamuya açık bir şekilde yer almışım. Ancak, bir sanatçının bir politik partinin dekoru olmaması gerekir. Sanat eleştirel düşünmeyi ve farklı görüşlere sahip olanlarla bile tartışmayı sürdürmelidir."

"Bugün kendi siyasi aktivizmi hakkında ne söyleyebilirsiniz?"

"Sanatsal çalışmalarımda seçtiğim konular, kiminle oy kullandığım, hangi mücadelelere katıldığım ve karşı çıktığım şeylerle ilgilidir. Sanat aracılığıyla bu değerlerimizi ifade ediyorum. Politikalarla dolu bir dünyada, sanatın sessiz kalmaması gerektiğini düşünüyorum."

"Yeni filminiz "Trake", ne zaman yayınlanacak?"

"Bu proje, Zlatko Topčić'in senaryosuyla hazırlanan ve Prijedor'un savaş öncesi, savaş sırasında ve sonrasında yaşanan karanlık dönemi ele alan bir dizi. Karakterler aracılığıyla, yıkımın öncesindeki toplumun mekanizmalarını ve kötülüğün nasıl yavaşça ortaya çıktığını anlatıyoruz. İlk altı bölümün kurgusu tamamlandı ve şimdi düzeltme ve final çalışmaları yapılıyor. Teaser'ı hazırlamaya başladık ve daha sonra festival ve televizyon yayınlanma tarihlerini açıklayacağız. Özellikle bu hikayenin, sadece Prijedor'un değil, aynı zamanda günümüzde de geçerli olan bir uyarı niteliği taşıdığını düşünüyorum. Çünkü her zaman, normal yaşam ve yıkım arasında ince bir çizgi olduğunu unutmamalıyız."