Kahve genellikle anksiyeteye neden olduğu gerekçesiyle kötü bir üne sahip olsa da, yeni bir araştırma bazı kişiler için ideal kafein miktarının ruh hali bozuklukları ve stres riskini azaltabileceğini bildirdi. The Journal of Affective Disorders'da yayımlanan yeni bir araştırma, kafein ve özellikle kahve tüketiminin insanları farklı şekilde etkileyebileceğini vurguladı ve orta miktarda kahve tüketiminin zihinsel sağlık için faydalı olabileceğini belirtti. Araştırmacılar, ideal kahve tüketim miktarının günde iki ila üç fincan olduğunu kaydetti. Çalışma için "UK Biobank" adlı büyük tıbbi veri tabanından faydalanan araştırmacılar, 461.000'den fazla erkek ve kadının beslenme düzenini ortalama 13,4 yıl boyunca takip etti. Bu süre zarfında, 18.220 yeni ruh hali bozukluğu ve 18.547 yeni stres kaynaklı bozukluk vakası tespit edildi. Tespit edilen bozuklukları kahve tüketimiyle karşılaştıran araştırmacılar, günde iki ila üç fincan (her biri 230 ml) orta miktarda kahve içen kişilerin ruh hali veya stres bozuklukları geliştirme riskinin en düşük olduğunu açıkladı. Daha fazla kahve içenlerin riski en yüksekken, daha az içenlerin de riskinde artış olduğu aktarıldı. Kahve tüketimi ile ruh hali bozuklukları arasındaki ilişkinin erkeklerde daha güçlü olduğu belirtildi. Bu umut verici sonuçlara rağmen, yeni araştırmanın bazı sınırlamaları bulunmaktadır: Bulgular neden-sonuç ilişkisini göstermemektedir; araştırmacılar belirli bir miktarda kahvenin stres veya anksiyete seviyelerini gerçekten düşürebileceğini öne sürmemektedir. Katılımcılar kahve tüketimlerini çalışmanın başında sadece bir kez bildirmiş ve bu durum tüm dönem boyunca takip edilmemiştir. Diyetisyen Megan Berd, kahvedeki polifenollerin, beyin sağlığını destekleyerek ve vücudun stres tepkisini düzenleyerek ruh halini iyileştirmeye ve orta miktarlarda tüketildiğinde anksiyete seviyelerini düşürmeye katkıda bulunabileceğini belirtti. Berd, bazı bireyler için bu artan netlik ve üretkenlik hissinin stresi ve anksiyeteyi azaltabileceğini kaydetti. Ancak uzmanlar, kafeine verilen bireysel tepkilerin hala değiştiğini ve kahvenin anksiyete için bir çare olmadığını vurguladı. Psikiyatrist Meri-Elen Eler, bazı insanların kafeini iyi tolere ederken, diğerlerinin düşük dozlarda bile belirgin fiziksel ve zihinsel etkiler yaşadığını aktardı. Yüksek dozlarda kahve, anksiyeteyi artırıcı duyguları kötüleştirebilir. Eler, kafeinin kalp atış hızını, kan basıncını ve sinir sistemi uyarımını artıran bir uyarıcı olduğunu, bu etkilerin özellikle anksiyete, hipertansiyon veya aritmiye yatkın kişiler için zararlı olabileceğini belirtti. Bazı insanların kafeine özellikle duyarlı olduğu ve daha küçük miktarlarda bile sinirlilik, huzursuzluk veya kalp çarpıntısı gibi semptomlar yaşayabileceği vurgulandı. Berd, kahvenin aç karnına içilmesi, uyku eksikliği veya kafein metabolizmasının yavaş olmasının da anksiyeteyle ilişkili etkilerin olasılığını artırabileceğini açıkladı. Kahvenin kendinizi nasıl etkilediği konusunda belirsizlik varsa, Berd şu tavsiyelerde bulundu: Kahveyi içtikten kısa bir süre sonra nasıl hissettiğinizi takip edin; eğer yardımcı oluyorsa, sakin ve odaklanmış hissedebilirsiniz. Eğer yardımcı olmuyorsa, titreme, hızlı kalp atışı veya artan sinirlilik hissedebilirsiniz. Bozuk uyku da bir gösterge olabilir; gün içinde uyanık kalmak için düzenli olarak kahveye güveniyorsanız veya geceleri uykuya dalmakta sorun yaşıyorsanız, kahve sizi düşündüğünüzden daha fazla etkiliyor olabilir.