Günlük bir rutin gibi görünen park etme, kaldırıma nasıl yaklaşıldığına ve aracın nasıl bırakıldığına bağlı olarak lastikler, tekerlekler ve süspansiyon sistemi üzerinde kalıcı etkiler bırakabiliyor. Oto tamircisi Nikola Prokić, hızlı ve dikkatsiz kaldırım çıkışlarının en sık görülen hasar nedenleri arasında olduğunu belirtiyor.
Prokić'e göre kaldırıma hızlı çıkılması ya da üzerinden geçilmesi durumunda ilk darbeyi lastikler alıyor; hatta lastiğin patlaması bile söz konusu olabiliyor.
Bu tür hasarlar her zaman ilk bakışta fark edilmese de bazı belirtiler soruna işaret ediyor. Tekerlek bölgesinden gelen vuruntu sesleri, direksiyonda hissedilen titreşimler ve aracın virajlarda dengesizleşmesi, aracın bir ustaya kontrol ettirilmesi için yeterli neden sayılıyor. Lastikteki hasar ayrıca basınç kaybı, lastik şeklinin bozulması veya yüzeyinden kopan parçalar şeklinde gözle de görülebiliyor.
Park sırasında direksiyonun en sol ya da en sağ konumda bırakılmasının tek başına direksiyon sistemine zarar vermesi beklenmiyor; sistem büyük kuvvetlere dayanacak şekilde tasarlanmış durumda. Yine de Prokić, mümkün olduğunca tekerleklerin düz konumda bırakılmasını öneriyor. Bu alışkanlık sistemin korunması için zorunlu olmasa da daha düzenli ve öngörülebilir bir park etmeye katkı sağlıyor.
Durum, aracın yokuş yukarı ya da aşağı park edilmesi halinde değişiyor; bu durumda aracın kaymasını önlemek için ek önlemler almak gerekiyor. Öncelikle park freninin devreye alınması, ardından şanzıman tipine göre uygun konumun seçilmesi gerekiyor. Manuel şanzımanlı araçlarda vites takılı bırakılırken, otomatik şanzımanlı araçlarda "P" konumu kullanılıyor.
Eğimli bir zeminde tekerleklerin kaldırıma doğru çevrilmesi ek bir koruma sağlayabiliyor; araç hareket etmeye başlarsa kaldırım ilerlemesini sınırlayabiliyor.
Prokić, en önemli alışkanlığın düz zeminde de olsa eğimde de olsa park freninin düzenli olarak kullanılması olduğunu vurguluyor. Aracın yalnızca viteste bırakılmasının şanzımanı yorduğunu, otomatik araçlarda yalnızca park konumunda bırakılmasının da aynı şekilde şanzıman üzerinde yük oluşturduğunu belirtiyor. Bu nedenle öneri, önce aracın park freniyle güvenceye alınması, şanzımanın ise ancak bundan sonra uygun konuma getirilmesi yönünde.