Baltik Denizi kıyısında, Almanya'nın Rügen adasında bulunan 20. yüzyılın en tartışmalı yapılarından biri bulunuyor. Söz konusu yapı Prora kompleksi, Nazi Almanyası tarafından dünyanın en büyük tatil köyü olarak inşa edilmiş dev bir yapı. 20.000 turist aynı anda ağırlayabilecek şekilde tasarlanmış olmasına rağmen hiçbir zaman ziyaretçi ağırlamamıştır.
Bugün, 80 yıldan fazla sonra, bu kompleks tamamen farklı nedenlerle insanları çekiyor.
Prora'nın inşası 1936 yılında "Mutluluk Gücü" (Kraft durch Freude) programının bir parçası olarak başlamış. Nazi rejimi tarafından kurulmuş olan bu organizasyon, işçilerin ücretsiz seyahatler, kültürel etkinlikler ve dinlenme imkanları sunarak boş zamanlarını düzenlemek amacıyla kurulmuştu.
Kompleks, Üçüncü Reich'in gücünü ve organizasyonunu göstermek için tasarlanmıştı. 4,5 kilometre uzunluğunda bir yapı planlanarak aynı anda 20.000 konuk ağırlamak amaçlanıyordu.
Prora'yı mimar Klemens Kloc tasarlamış ve çalışması uluslararası bir yarışmada ödül kazanmıştı.
Kompleks, her biri 500 metre uzunluğunda ve altı katlı olan sekiz büyük kanadı ile oluşuyordu. Binalar Baltik Denizi manzarası sunmak için kıyıya paralel olarak inşa edilmiş ve toplam 10.000 odaya sahipti.
Oda dizaynı oldukça basit bir şekilde yapılmıştı. Her odada iki yatak, lavabo, küçük bir gardırop ve dinlenme alanı bulunuyordu. Banyo ise ortak kullanılıyordu. Odalarda ayrıca Nazi rejiminin konuşmalarını yaymak için hoparlörler de yer alıyordu.
Plan, sinemalar, tiyatrolar, spor alanları, büyük etkinlik salonları ve kruvaziyer limanı da dahil olmak üzere birçok diğer imkanı içeriyordu.
Tarihçiler Prora'nın sadece bir tatil kompleksi olarak tasarlanmadığını düşünüyorlar.
Nazi rejimi vatandaşların günlük yaşamının her alanını kontrol etmek istiyordu. Bu kontrol, boş zaman aktiviteleri de dahil olmak üzere tüm alanlara yayılıyordu. Tatil, ulusal birlik, disiplin ve devlete olan sadakatin güçlendirilmesi için bir araç olarak sunuluyordu. Rügen adasının kumlu plajları, bu plana uygun ideal bir yer olarak görülüyordu.
İkinci Dünya Savaşı'nın başlaması Prora kompleksin kaderini tamamen değiştirdi. 1939 yılında savaşın patlak vermesiyle inşaatlar durduruldu. Büyük bir kısmı tamamlanmış olmasına rağmen Prora hiçbir zaman turistlere açılmadı ve hiç kimse bu kompleks içinde tatil yapmadı.
Nazi Almanyası'nın yenilgisiyle birlikte, kompleks yeni bir amaca kavuştu.
Önce Sovyet güçleri tarafından kullanıldı ve daha sonra Doğu Almanya'sının askeri bir üssü haline geldi. Soğuk Savaş döneminde burada askerler, askeri birimler ve mülteciler barındırılıyordu.
Yıllarca halka kapalı kaldı ve ilk amacından tamamen uzaklaştı.
Almanya'nın yeniden birleşmesinden sonra devlet, bu devasa kompleksin bölümlerini özel yatırımcılara satmaya başladı. Eski beton binalar yavaşça otellere, apartmanlara, konutlara ve modern konaklama alanlarına dönüştürülmeye başlandı.
Bu dönüşüm Almanya'da birçok tartışma yarattı. Bazıları kompleksinin tarihi bir yapının yıkımından kurtarıldığını savunurken, bazıları ise Nazi propagandasına bağlı olan bir yeri lüks bir tatil beldesine dönüştürmenin tarihle ilgili ciddi sorular açtığını düşünüyor.
Bu nedenle, kompleksin bir kısmı bugün müzeler ve dokümantasyon merkezleri olarak hizmet veriyor. Ziyaretçiler Prora'nın tarihini ve Nazi rejimindeki rolünü öğrenebiliyorlar.
80 yıldan fazla sonra, Prora Avrupa'nın en sıra dışı mimari yapılarından biri olmaya devam ediyor. Destelerce bin turist için tasarlanmış ancak gerçek tatil amacına çok daha sonra ve tamamen farklı koşullar altında kavuşmuş bir kompleks.