Obezitesi bulunan kişilerin kalp krizi geçirme olasılığının normal vücut ağırlığına sahip kişilere kıyasla yüzde 75 daha fazla olduğu bildirildi. Yılların klinik deneyimine sahip girişimsel kardiyolog Prof. Dr. Nemanja Đenić, yarın 29 Eylül'de kutlanacak Dünya Kalp Günü öncesinde yaptığı açıklamada obezitenin kronik bir hastalık olduğunu ve kardiyovasküler hastalıklar için temel risk faktörlerinden biri olduğunu vurguladı.

Kardiyovasküler hastalıkların hem Sırbistan'da hem de dünyada ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer aldığını belirten Đenić, düzeltilebilir risk faktörlerinin başında sigara, obezite ve fiziksel hareketsizliğin geldiğini kaydetti. Bu faktörlerin sıklıkla bir arada ortaya çıktığına dikkat çeken Đenić, "Sigara doğrudan damarlara zarar veriyor, fiziksel hareketsizlik metabolik bozukluklara yol açıyor, obezite ise tansiyon, kan şekeri ve kan yağları dahil birçok risk faktörünü aynı anda kötüleştiriyor. Bu nedenle obeziteyi tüm risk faktörlerinin 'tac'ı olarak adlandırıyoruz. Obezite sadece bir risk faktörü değil, çok sayıda metabolik ve kardiyovasküler riski birleştiren bir durumdur" açıklamasını yaptı.

Sırbistan'da yetişkin nüfusun yüzde 24'ünün obez, yüzde 57'sinin ise vücut kitle indeksinin (VKİ) 25 kg/m²'nin üzerinde olduğunu aktaran Đenić, 2030 yılına kadar ülkede yüksek VKİ'ye sahip yaklaşık 3 milyon kişinin yaşayacağının tahmin edildiğini belirtti.

Tartıdaki rakamın tek başına kardiyovasküler risk hakkında yeterli bilgi vermediğini ifade eden Đenić, yağ dokusunun nerede biriktiğinin de son derece önemli olduğunu vurguladı. Đenić, "İç organların etrafında biriken viseral yağ özellikle kritik öneme sahip ve genellikle bel çevresindeki artışla fark ediliyor. Bu nedenle hastaya sadece kaç kilo olduğuna değil, vücut kompozisyonuna ve bu fazlalığın metabolik sonuçlarına bakıyoruz. Yağ dokusu pasif bir enerji deposu değil, organizmadaki birçok süreci etkileyen aktif bir endokrin organdır ve ateroskleroz gelişimine katkıda bulunabilir" dedi.

Aynı vücut ağırlığına sahip iki kişinin aynı kardiyovasküler riske sahip olmak zorunda olmadığını belirten Đenić, tansiyon, kan şekeri, kan yağları, bel çevresi, fiziksel aktivite ve kondisyon gibi faktörlerin birlikte değerlendirildiğini, tedavi hedefinin sadece tartıda daha düşük bir rakam görmek değil, kişinin genel kardiyovasküler riskini azaltmak olduğunu kaydetti.

Obezitenin 200'den fazla sağlık komplikasyonuyla ilişkili olduğunu ve pratikte her organ sistemini etkileyebileceğini vurgulayan Đenić, bazı hastalarda yaşam tarzı değişikliğinin tek başına yeterli olmadığını, farmakolojik tedavinin de gerekebildiğini açıkladı. Đenić, "Büyük klinik çalışmalar semaglutid ilacının kardiyovasküler ölüm, kalp krizi ve inme riskini yüzde 20 azalttığını gösterdi. Yüksek kardiyovasküler risk taşıyan popülasyonda yapılan bir analizde ise bu ilacın kalp krizi riskini yüzde 28 oranında düşürdüğü kanıtlandı" bilgisini paylaştı.

Kardiyovasküler ölüm riskinin obeziteyle geçen her iki yılda yaklaşık yüzde 7 arttığını belirten Đenić, "Obeziteyle ne kadar uzun süre yaşandığı önemli. Ne kadar erken müdahale edersek kalp ve damarlar için o kadar çok şey yapabiliriz" dedi.

Göğüs ağrısının her zaman kalp kaynaklı olmak zorunda olmadığını ancak bazı özelliklerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Đenić, kalp rahatsızlıklarında genellikle göğüs kemiği arkasında baskı, sıkışma veya rahatsızlık hissedildiğini ve bu ağrının omuza, kola, boyna veya alt çeneye yayılabileceğini aktardı. Ağrının fiziksel efor veya stresle ortaya çıkması, nefes darlığı, terleme, bulantı veya belirgin halsizlikle eşlik etmesinin önemli uyarı işaretleri olduğunu vurgulayan Đenić, kalp krizinde kalbin bir bölümünün kan ve oksijensiz kaldığını, tıkalı damarın ne kadar erken açılırsa kalp kasının korunma şansının o kadar yüksek olduğunu kaydetti.

Dünya kardiyologlarının yakın zamanda kalp krizi tanımına ilişkin yeni kılavuzlar yayımladığını ve bu kılavuzların özellikle kadınlarda tanının kolaylaştırılmasını amaçladığını belirten Đenić, kadınlarda kalp krizinin daha az tipik bir klinik tablo gösterebildiğini, bu nedenle kalp sorununun bazen daha geç fark edildiğini açıkladı. Đenić, "Kadınlarda göğüs ağrısı veya baskısının yanı sıra nefes darlığı, bulantı, terleme, alışılmadık yorgunluk ya da sırt, boyun ve çene ağrısı görülebilir. Bu nedenle 'tipik' kalp krizi algısına bağlı kalmamalıyız. Bir kadının göğüs kemiği arkasında şiddetli ağrı hissetmesi gerekmez; ciddi bir kalp hastalığı olabilir" uyarısında bulundu.

Kardiyovasküler hastalıkların Sırbistan'da hâlâ ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer aldığını ve yaklaşık her iki kişiden birinin kalp ve damar hastalıklarından hayatını kaybettiğini hatırlatan Đenić, sağlıklı yaşlanmanın çok daha erken başladığını, tansiyon, kan şekeri ve kan yağlarının kontrolü, fiziksel aktivite, sigaranın bırakılması, sağlıklı vücut ağırlığının korunması ve düzenli önleyici kontrollerin temel oluşturduğunu vurguladı. Đenić, "Uzun ve sağlıklı bir yaşamdan bahsetmek için sağlıklı bir kardiyovasküler sistem şart. 'Longevity' kavramını sadece kaç yıl yaşayacağımızla değil, bu yılların ne kadarını ciddi hastalıktan uzak ve işlevsel olarak geçireceğimizle değerlendirmeliyiz. Hastalarıma sıkça şunu söylüyorum: Amaç sadece kilo vermek değil, daha uzun ve kaliteli yaşamaktır" ifadelerini kullandı.