Wizz Air havayolu şirketinin 14 Nisan Salı günü Belgrad'dan Madrid'e yapacağı uçuşta bir yolcunun, standart 24 saatlik süre içinde internet üzerinden check-in yapamamasıyla başlayan bir mağduriyet yaşadığı bildirildi. Havalimanında biniş kartı almasına rağmen, koltuk bilgisi bulunmayan bu belgeyle uçağa kabul edilmediği ve kendisine 400 avro tazminat teklif edildiği belirtildi. Uçağa biniş kapısında kendisine uçağa alınamayacağının tebliğ edildiği aktarıldı. Herhangi somut bir neden belirtilmese de, Avrupa kurallarına uygun olarak kendisine derhal 400 avro tazminat teklif edildiği kaydedildi. Bu uçuşta kendisi dışında dört yolcunun daha uçağa alınmayarak Belgrad'da kaldığı belirtildi. Online check-in yapılamaması, rezervasyonun mevcut olmadığına dair mesajlar ve koltuksuz biniş kartı verilmesinin, yolcunun havalimanına gelmeden önce uçakta garantili bir yerinin olmadığını gösterdiği vurgulandı. Bu tür durumların genellikle havayolu şirketlerinin uçaktaki fiziksel koltuk sayısından daha fazla bilet sattığı "overbooking" (aşırı rezervasyon) modelinden kaynaklandığı açıklandı. Havayolu şirketlerinin, yolcuların bir kısmının uçuşa gelmeyeceği varsayımından yola çıkarak, koltuk sayısından daha fazla bilet satarak gelirlerini artırma stratejisi izlediği belirtildi. Yaklaşık 180 koltuklu uçuşlarda, rota ve yolcu tipine bağlı olarak yüzde üç ila on arasında bir yolcu grubunun uçuşa gelmediği tahmin edildiği aktarıldı. Tahminlerin başarısız olması durumunda, tüm yolcuların gelmesiyle bir yolcunun yer kalmadan mağdur edildiği kaydedildi. Uçağa alınacak yolcuların seçiminin rastgele yapılmadığı, rezervasyonda en düşük "ağırlığa" sahip yolcuları değerlendiren bir sistemle önceden belirlendiği vurgulandı. Koltuk numarası atanmamış, zamanında check-in yapamayan veya en ucuz bileti alan yolcuların bu gruba dahil edildiği açıklandı. Avrupa regülasyonlarının aşırı rezervasyon durumlarını öngördüğü ve yasaklamadığı, ancak bu durumlarda havayolu şirketlerinin yükümlülüklerini açıkça belirlediği aktarıldı. İlk olarak, bir ücret karşılığında uçuştan gönüllü olarak feragat edecek yolcuların aranması gerektiği bildirildi. Gönüllü bulunmaması halinde, uçağa binişi reddedilen yolculara uçuş mesafesine göre sabit bir tazminat ödendiği belirtildi: 1.500 kilometreye kadar olan uçuşlar için 250 avro, 1.500 ila 3.500 kilometre arasındaki uçuşlar için 400 avro ve 3.500 kilometreden uzun uçuşlar için 600 avro olarak belirlendiği kaydedildi. Belgrad ile Madrid arasındaki uçuşun orta kategoriye girdiği ve 400 avro tazminat öngörüldüğü açıklandı. Yolcuların kaçırılan seyahat nedeniyle oluşan gerçek maliyetleri talep etmeye çalıştığında ek sorunlar yaşandığı aktarıldı. Havayolu şirketlerinin çoğu durumda yasal tazminat ödemekle yetindiği, kullanılmayan konaklama, ek transferler veya kaybedilen rezervasyonlar gibi masrafları otomatik olarak karşılamadığı belirtildi. Aşırı rezervasyonun çözümündeki farklılıkların, düşük maliyetli ve ulusal havayolu şirketleri karşılaştırıldığında daha belirgin olduğu vurgulandı. Wizz Air gibi düşük maliyetli modellerde, her uçuşun neredeyse kapalı bir sistem olduğu, alternatif rota ağlarının veya yolcuyu devralacak ortakların bulunmadığı açıklandı. Büyük havayolu şirketlerinde durumun farklı olduğu, onların da aşırı rezervasyon uygulasa da, sonuçları hafifletmek için daha fazla imkana sahip olduğu kaydedildi. Bu şirketlerin yolcuları başka bir aktarma merkezi üzerinden, ortak bir havayolunun uçuşuyla veya alternatif bir aktarmalı uçuş kombinasyonuyla yönlendirebildiği belirtildi. Aşırı rezervasyonun yasal ve havayolu şirketlerinin iş modeline entegre edilmiş olsa da, yolculara karşı adilliği sorununun hala açık olduğu vurgulandı. Tazminatın durumu resmi olarak kapatsa da, kaybedilen zamanı, kaçırılan planları veya kullanılmayan konaklama gibi ek masrafları geri getirmediği bildirildi. Bu durumda, biletin artık garantili bir yer anlamına gelmediği, sadece sistemin bazen farklı kararlar verdiği bir katılımı ifade ettiği aktarıldı.