Rus arkeologları, Kaliningrad bölgesindeki 6. ve 7. yüzyıl mezarlarında ayı kılçıklarının kalıntılarını keşfetti. Araştırmacılar, bu bulguyu kuzey Avrupa'daki elit statüsü, cenaze gelenekleri ve savaşçı gelenekleriyle ilgili yeni bilgiler sağlamak için önemli olduğunu düşünüyor.

Rusya Bilimler Akademisi Arkeoloji Enstitüsü araştırmacıları, Zelenogradski bölgesindeki büyük kazılarda ortaya çıkarılan yedi mezarın içinde kuru ayının kılçıklarının kemiklerini tespit etti. Bir mezardaki 12 kılçıktan oluşan bulgu, bölge için bir rekor.

Mezarlar 6. ve 7. yüzyıllar arasında gömülmüştü ve bunlar, zengin cenaze eşyalarına sahip olan Esti (Aesti) halkının üyelerine ait olarak kabul ediliyor. Bu durum, o dönemde toplumda yüksek bir konuma sahip olduklarını gösteriyor.

Araştırma "Rus Arkeolojisi" dergisinde yayınlandı ve Kaliningrad bölgesindeki daha önce incelenen mezarlardaki bu sıra dışı bulguların yeni analizinde, yedi cenaze de yakımla gerçekleştirildiği belirtildi. Bu durum, arkeologların kılçıkların ilk olarak cenazelerin yanında nasıl konulduğunu yeniden yapılandırmakta zorlanmalarına neden oldu. Kılçıklar üzerinde amaçlı işleme izleri bulunmasa da, ateş maruz kalma işaretleri bulunduğu kaydedildi.

Araştırmacılar, cenaze törenlerinde belki de tüm ayı ayakları veya kılçıkları hala bağlı olan deri parçaları kullanılmış olabileceğini düşünüyor.

"Ayı kılçıkları, daha doğrusu kuru ayının kılçıklarının falanjları, şimdiye kadar yedi cenazede bulunmuştur." diyorlar.

Bu alışılmadık uygulama, erken Orta Çağ'da Yugoslavya Baltik bölgesinde yaşayan topluluklar arasında ayı için özel bir sembolik önemi olduğunu gösteriyor olabilir.

Araştırmacılar, ayı derilerinin sosyal statü sembolü olabileceğini ve aynı zamanda Kuzey Avrupa'daki diğer bölgelerde bilinen savaşçı gelenekleriyle de bağlantılı olabileceğini düşünüyor.

Kılçıkların bulunduğu yedi mezardan altı erkekler, biri ise kadın tarafından kullanılmıştı. Mezarlardaki diğer eşyalar, ölülerin zengin ve etkili bir sosyal sınıfa ait olduğunu gösteriyor. Silahın yanı sıra altın ve gümüş süslemeler bulunuyor; bunlardan bazıları cenaze törenleri için özel olarak yapılmış gibi görünüyor.

Erkek mezarlarında ayrıca iki ila dört atın kurban edildiği de bulundu. Atların yanında, döşeme ve zengin süslemeli dizeler de bulunuyordu. Silah, atlar, değerli metaller ve ayı kalıntıları kombinasyonu, bu mezarların ölümden sonraki zenginlik ve sosyal statüyü vurgulamak için dikkatlice tasarlandığını gösteriyor.

En ilgi çekici keşiflerden biri kadın mezarından geldi. Arkeologlar üç broş, gümüş bilezikler, inci ve altın ve gümüş detaylarla süslenmiş iki içecek kabı buldular. Kadının mezarında da ayı kılçıkları bulunuyordu.

Araştırmacılar, bu keşfin, ayı derisinin sadece erkeklerle ve savaşçılarla ilişkilendirilmediğini gösterdiğini düşünüyor.

Ayı, onlara göre prestij, otorite veya elit bir sosyal gruba ait olma gibi daha geniş bir kavram yelpazesini sembolize edebilir; ölü kişinin cinsiyetinden bağımsız olarak. Bu keşif, 6. ve 7. yüzyıllarda Estiler arasında sosyal organizasyon hakkındaki mevcut anlayışımızı da değiştirebilir.

Daha önceki yorumlar, toplumlarını nispeten eşitsiz olarak tasvir etmişti. Ancak, zengin mezarlar ve cenaze eşyalarında görülen büyük farklılıklar, daha belirgin bir sosyal hiyerarşinin zaten geliştiğini gösteriyor.