Decenijama iselenenler eski Yugoslavya'dan gelen insanlar Almanya, Avusturya veya İsviçre gibi ülkelerde çalışıp her kuruşu biriktirip memleketlerinde üç katlı evler inşa etme hayaliyle yaşıyorlar. Bu evlerin bir gün tüm aileyi toplayacağını umuyorlar. Ancak birçok insan bunun çocuklarının memleketlerine dönmek istemeyip yeni evleri tercih edeceklerini düşünmüyor.

Bu durum, Facebook grubunda "Dijaspora Minhen ve Augsburg" da büyük tartışmalara yol açtı. Bir üye, 35 yıldır yurtdışında yaşayan biri olarak, insanların büyük bir yatırım yapmadan önce iyi düşünmeleri gerektiğini savundu.

"Eğer ev inşa edip geri dönmeyi planlıyorsanız, bunu çocuklarınız küçükken yapın. Çocuklar büyüdüklerinde, doğdukları yer ve eğitim gördükleri yerin tercih edeceklerdir. Bu onların evi. Büyük binalara para harcamayın. Ben de Bosna'da kimse yok diye kendimi yalnız hissediyorum. Evim orada ama benim evim artık burada", diye yazdı.

Bir başka üye, "Bu durumu anlamakta zorlanıyorum. Hatta bazıları diğerlerini ikna etmek için kavga ediyorlar. Üzgünüm ama doğru olan bu değil. Bir evin sahibi olmak bir şey ifade etmiyor. Evimde yaşamak ve mutlu olmak çok daha önemli." dedi.

Ana, 34 yıldır Avusturya'da yaşayan biri olarak, "Avusturya'da evim var. Hırvatistan'daki evime ne gerek var? Çocuklarım Avusturya'da doğdu ve hiç bir zaman Hırvatistan'a dönmek istemeyecekler. Sadece tatil için gidecekler." dedi.

Ancak herkes bu konuda aynı fikirde değildi. Ermin, "Üzgünüm ama neden böyle endişeleniyorsunuz? Kimse sizin nasıl yaşadığınızı veya ne yaptığınızı sorgulamaz. Herkes kendi hayatını yaşasın ve mutlu olsun." diye yazdı.

Mario ise, "Para kazanıp onu taşınabilir bir varlığa dönüştürmek mantıklı bir yatırım stratejisi. Bu sayede enflasyondan korunur ve emeklilik döneminde değerli bir sermaye biriktirir. Negatif düşüncelere kulak asmayın. Sadece kıskançlık olabilir." dedi.

Milan, "Sorun, ev inşa etmekten daha önemli olan yaşamın unutulmasıdır. Aileler tatil için deniz ve dağlara gitmek yerine, çocuklarını Bosna'ya götürerek orada zaman geçirmeyi tercih ediyorlar. Çocuklar ise tanıdık ortamlarında kalmayı tercih ediyorlar. Balkanlar için özlem duyuyorlar ama gerçekte burası onların evleri değil." dedi.

"Bir ev inşa etmek ve onu göstermek için harcanan para, gastarbeiterlerin tek güvencesi olabilir. Ancak maalesef çoğu zaman, insanların zihinsel gelişimleri 50 yıl önce kaldığı için, bu durum devam ediyor." diye yazdı Željko.

Meri ise, "İnsanlar kendi paralarını nasıl kullanmak istediklerine karar vermelidirler. Başkalarının hayatlarına müdahale etmeyin ve kendiniz de çalışıp ev inşa edin." dedi.

Bir başka kullanıcı, "Almanya'da yaşayan bir Sırp için önemli olan şey komşularının ne düşündüğü değil, kendi evinin durumu. Ancak bazı insanlar krediye borçlanarak gösterişli evler inşa ediyorlar. Bu durum onlara sadece geçici bir tatmin sağlıyor." dedi.

Tamara da "Çocukların yaşamayacağı büyük evler neden yapılmalı? Sadece boş ve kullanılmayan evler kalıyor." diye yazdı.

Dragana, "Eskiden insanlar yurt dışına giderek memleketlerine daha iyi yaşam koşulları sağlayarak döneceklerini düşünürlerdi. Ancak hayat onları farklı yollara yönlendirdi. Çocukları yeni hayata adapte oldu ve artık eski planlarını takip etmek istemiyorlar." dedi.

Elvis ise, "Benim ailem hem Bosna'da hem de yaşadığımız ülkede ev sahibi. Çocuklarım Bosna'ya dönmek istiyor. Bu durum, çocukların yetiştirilme şekline bağlıdır. Eğer onlara kendi dillerini ve kültürlerini öğretmezseniz, memleketlerine bağlanmazlar." dedi.

Bir başka kullanıcı, "Benim köyümde de insanlar büyük evler inşa ettiler. Ancak çocuklar bu evlere dönmek istemiyor. Çocuklarımız artık şehirlerde yaşıyorlar ve köyümüzde yaşamak için bir sebep yok." dedi.

Nedim ise, "Herkes kendi paralarını nasıl kullanacağına karar verebilir. Herkesin hem Almanya'da hem de Bosna'da evi olabilir. Bu durum herkes için farklıdır. Önemli olan mutlu olmak ve hayatın tadını çıkarmaktır." dedi.