Psikolog Marko Travers, çocuklarda duygusal zekânın önemli bir göstergesi olarak duyguları yüksek sesle adlandırma alışkanlığını vurguladı. Travers, bu uygulamanın çocukların kendilerini ve başkalarını daha iyi anlamalarına, duygularını etkili bir şekilde yönetmelerine ve sağlıklı ilişkiler geliştirmelerine yardımcı olduğunu belirtti. Bu, çocukların doğru yolda duygusal zekâ geliştirdiklerini gösteren kilit bir işarettir. Psikologlar bu uygulamayı “duyguları adlandırma” veya “duygusal eğitim” olarak tanımlamaktadır ve bu, çocukların daha zengin bir duygusal kelime dağarcığı geliştirmelerine olanak sağlamaktadır. Travers, duyguları tanıma ve adlandırma yeteneğinin duygusal zekânın önemli bir temeli olduğunu ifade etti. N1info.rs kaynaklarına göre, araştırmalar gelişmiş bir duygusal kelime dağarcığını daha iyi öz düzenleme ve duyguları anlama ile ilişkilendirmektedir. Çocukların ne hissettiklerini adlandırabilmeleri, zorlu durumlarla daha kolay başa çıkmalarına ve diğer insanların duygularını daha iyi tanımalarına yardımcı olmaktadır. Travers, sinirbilimci Matthew Lieberman’ın araştırmalarına atıfta bulunarak, duyguları sözel olarak ifade etmenin beynin tehdit tepkileriyle ilişkili kısmı olan amigdala aktivitesini azaltabildiğini de aktardı. İyi haber şu ki, bu alışkanlık günlük sohbetler aracılığıyla geliştirilebilir. Psikolog, duygular hakkındaki basit konuşmaların çocukların en erken yaşlardan itibaren duygusal zekâlarını geliştirmelerine yardımcı olabileceğini belirtti. Çocuğun nasıl hissettiği hakkında sorular sormak veya duygularını kelimelerle tarif etmesini teşvik etmek, bu becerilerin inşasına katkıda bulunabilir.