Neredeyse herkes zaman zaman yalan söyler; ancak bazı kişilerde yalan söyleme, geçici bir davranış olmaktan çıkarak kontrol edilmesi güç bir kalıba dönüşür. Psikoloji, bu durumu kompulsif ya da patolojik yalan söyleme olarak tanımlar ve halk arasında "mitomani" adıyla da bilinir.

Kompulsif yalan söylemede somut bir çıkar her zaman belirleyici değildir. Yalan, neredeyse otomatik bir tepki ve insanlarla iletişim kurma biçimi hâline gelebilir. Kişi, olaylar uydurabilir, gerçekleri abartabilir ya da zamanla giderek karmaşıklaşan bütün hikâyeler inşa edebilir.

Yakalandığında ise çoğu zaman itiraf yerine, önceki yalanı açıklamaya çalışan yeni bir yalan gelir. Böylece sürdürülmesi giderek zorlaşan bir uydurma zinciri oluşur.

Arka planda yatan nedenler çeşitlilik gösterir. Bazı kişiler daha ilgi çekici, başarılı ya da yetenekli görünme ihtiyacıyla yalan söyler; bazıları ise gerçek hayatlarının yeterince ilginç olmadığını düşündüğü için başarılar, deneyimler ya da tanıdıklar uydurur. Karşı tarafın hikâyeye inanması, kişide rahatlama ya da tatmin duygusu yaratarak davranış kalıbını pekiştirir.

Bazı durumlarda kişi, ilgi ya da şefkat elde etmek amacıyla sağlık sorunları uydurabilir ya da mevcut rahatsızlıklarını abartabilir. Maddi ya da finansal çıkar için yalan söylemek ise farklı bir motivasyona dayanır ve kompulsif yalandan ayrılır; zira kompulsif yalanda her yalanın arkasında somut bir kazanç bulunmak zorunda değildir.

Sorun, gerçeğin ortaya çıkmasıyla derinleşir. İtiraf, yalnızca tek bir yalanı kabul etmek değil, aynı zamanda kişinin uzun süredir inşa ettiği imajın sahte olduğunu kabul etmesi anlamına gelir. Bu nedenle bazı kişiler, ilk hikâyeyi yeni ayrıntılar ve yeni yalanlarla savunmaya çalışır.

Sık yalan söylemenin aile, arkadaşlık ve iş ilişkilerinde ciddi hasar bıraktığı, güven kaybının çatışmalara, uzaklaşmaya ve bazı durumlarda toplumsal izolasyona yol açtığı belirtiliyor.

Ara sıra yalan söylemek ile sorunlu bir kalıp arasındaki temel fark, sıklık ve kontrol düzeyidir. Çoğu insan belirli bir nedenle yalan söyler ve ihtiyaç ortadan kalktığında bırakır. Kompulsif yalan söylemede ise yalanlar hayatın farklı alanlarında ve belirgin bir neden olmaksızın ortaya çıkabilir.

Uzmanlar, yalnızca sık yalan söylemenin bir psikolojik bozukluk tanısı koymak için yeterli olmadığını vurguluyor. Davranışın farklı nedenleri olabileceğinden "mitoman" ya da "patolojik yalancı" gibi ifadelerin uzman değerlendirmesi olmadan teşhis olarak kullanılmaması gerektiği belirtiliyor.