Bezelye, yüksek oranda bitkisel proteinleri karmaşık liflerle birleştiren, C vitamini, folat, B6, K vitamini, çinko, magnezyum ve demir ile vücudu besleyen zengin bir besin kaynağı olarak öne çıkıyor. Bir kase pişmiş bezelye, vücudun uzun süreli canlılığı için gerekli temel antioksidanları sağladığı aktarıldı. Bu yeşil taneler, on yıllardır haksız yere sıradan bir garnitür etiketi taşıyor olsa da, aslında bağışıklık ve enerji için önemli görevler üstleniyor. Uzmanlar, bezelyenin zengin bir lif kaynağı olduğunu, yüzde 65'e kadar lif içerdiğini, bunun yüzde 10 ila 15'inin çözünmez lif, yüzde 2 ila 9'unun ise çözünür lif olduğunu belirtti. Çözünür lifler, sağlıklı kan şekeri ve kan lipit düzeylerini desteklerken, bağırsaklarda faydalı bakteri büyümesini teşvik ettiği ifade edildi. Kolon bakterilerinin çözünür lifleri fermente etmesiyle ortaya çıkan kısa zincirli yağ asitleri, bağırsak iltihabını düzenleyerek, bağırsak hücrelerini koruyarak ve bağırsak mukozasını güçlendirerek bağırsak sağlığına fayda sağladığı kaydedildi. Çözünmez liflerin ise laksatif etkisi olduğu ve dışkıdaki su içeriğini artırmaya yardımcı olduğu, bunun özellikle kabızlık sorunu yaşayan bireyler için yararlı olabileceği vurgulandı. Lif açısından zengin bir beslenmenin, kolon kanseri, divertiküler hastalık ve kabızlık gibi bağırsakla ilişkili sağlık durumlarına karşı koruma sağladığı bildirildi. Araştırmalar, daha fazla lif içeren bir beslenme düzenine uyan kişilerin, düşük lif alımı olanlara kıyasla kolon kanseri riskinin yüzde 21'e kadar daha az olabileceğini aktardı. Bezelyenin, tokluk hissi yaratmaya ve kilo yönetimine yardımcı olabilecek mükemmel bir protein ve lif kaynağı olduğu belirtildi. Protein, sindirimi yavaşlatmaya ve yemek sonrası tokluk hissini artırmaya yardımcı olduğu için en doyurucu makro besin olarak kayıtlara geçti. Protein açısından zengin bir beslenmenin kilo kaybı ve kilonun korunmasında etkili olduğu açıkladı. Benzer şekilde, lif açısından zengin bir beslenmenin de kilo kaybına yardımcı olabileceği vurgulandı. Otuz beş kişinin katıldığı bir çalışma, altı aylık bir dönemde lif alımının, kalori ve diğer makro besin alımından bağımsız olarak kilo kaybının en etkili belirleyicisi olduğunu bildirdi. Beslenmenin kalp sağlığının korunmasında kilit bir rol oynadığına dikkat çekildi. Bezelye gibi lif açısından zengin gıdaların bolca tüketilmesi, yüksek tansiyon ve yüksek kan lipit düzeyleri gibi kalp hastalığı risk faktörlerini azaltmaya yardımcı olabileceği ifade edildi. 2022 yılında “Frontiers” dergisinde yayımlanan ve 47.197 katılımcı içeren 52 meta-analizi kapsayan bir inceleme, daha yüksek diyet lifi alımının, toplam ve LDL kolesterolün yanı sıra kan basıncı düzeylerinde önemli düşüşlerle ilişkili olduğunu kaydetti. Diğer bir çalışma, 14.947 kişinin verilerini inceleyerek, özellikle 20 ila 39 ve 40 ila 59 yaş arası katılımcılarda, daha yüksek diyet lifi alımının, uzun vadede kalp hastalığı geliştirme riskinin daha düşük olmasıyla ilişkili olduğunu belirtti. 2023 yılında “NMCD” dergisinde yayımlanan 26 çalışmanın bir incelemesi ise, bezelye gibi baklagilleri en çok tüketen kişilerin, en az tüketenlere kıyasla kalp hastalığı geliştirme şansının yüzde 6, koroner kalp hastalığı geliştirme şansının ise yüzde 10 daha az olduğunu açıkladı. Bezelye ayrıca, kan basıncını düzenlemek için gerekli bir mineral olan magnezyumun da zengin bir kaynağıdır. Günde ek olarak alınan her 100 miligram (mg) magnezyumun, yüksek tansiyon riskini yüzde 5'e kadar azaltabileceği aktarıldı. Bezelye gibi yüksek lifli baklagiller açısından zengin bir diyetin, tip 2 diyabete karşı koruma sağladığı belirtildi. Çalışmalar, lif açısından zengin bir beslenmenin, zaten diyabeti olan kişilerde sağlıklı kan şekeri seviyelerini kontrol etmeye yardımcı olabileceğini gösterdi. 2016 yılında “Journal of Diabetes Research” dergisinde yayımlanan ve tip 2 diyabetli 395 kişiyi içeren bir çalışma, daha yüksek diyet lifi alımının, uzun vadeli kan şekeri kontrolünün bir belirteci olan daha düşük hemoglobin A1c (HbA1c) ile ilişkili olduğunu kaydetti. Yüksek lif alımının, kalbi koruyan HDL kolesterolün daha yüksek seviyeleri, daha düşük vücut ağırlığı ve daha küçük bel çevresi ile de bağlantılı olduğu vurgulandı. Bezelye tüketiminin, yaşa bağlı makula dejenerasyonuna – görüşü bulanıklaştırabilen bir göz hastalığına – karşı koruma sağlayabileceği aktarıldı. Bu durum, yaşlı yetişkinlerde görme kaybının şu anki önde gelen nedeni olarak bilinir. Bezelyenin, bu hastalığa karşı korunmaya yardımcı olduğu gösterilen karotenoid pigmentleri lutein ve zeaksantin açısından zengin olduğu belirtildi. Bezelyenin düşük kalorili olduğu, lif ve protein açısından zengin olmasının yanı sıra, çeşitli vitaminler, mineraller ve diğer temel besin maddeleri açısından da zengin olduğu ifade edildi. Bir kase pişmiş bezelye porsiyonunun özellikle C vitamini, folat, B6 vitamini, K vitamini, çinko, magnezyum ve demir açısından zengin olduğu kaydedildi. Tüm bu vitamin ve minerallerin sağlık için gerekli olduğu ve vücutta kritik roller oynadığı belirtildi. C vitamininin nörotransmitter ve kolajen üretimi, kolesterol seviyelerinin düzenlenmesi, hücrelerin oksidatif hasardan korunması, iltihabın kontrolü, demir emiliminin iyileştirilmesi ve bağışıklık fonksiyonu için temel olduğu aktarıldı. Folatların hücre bölünmesi, DNA sentezi ve kırmızı kan hücrelerinin olgunlaşmasında rol oynadığı, bu nedenle yeterli folat alımının özellikle hamilelik sırasında önemli olduğu vurgulandı. Bezelye ayrıca, karotenoidler gibi sağlığı destekleyen bitkisel bileşikler açısından da zengin bir kaynaktır. Lutein ve zeaksantin dahil olmak üzere karotenoidlerin, vücutta güçlü antioksidan ve antienflamatuar etkileri olduğu ve aksi takdirde hastalıklara yol açabilecek hücre hasarından korunmaya yardımcı olduğu belirtildi. Bezelye genellikle güvenli bir şekilde tüketilebilen bir besindir. Ancak, bezelye alerjisi olan kişilerde semptomlar görülebilir. Bezelye alerjisi olanların, bezelyeyi ve bezelye proteini tozu içeren tüm ürünleri tüketmekten kaçınması gerektiği açıklandı. Bezelye ayrıca, fitik asit ve lektinler dahil olmak üzere antinütrientler içerir. Bu bileşiklerin, demir gibi belirli besin maddelerinin emilimini engelleyebileceği kaydedildi. Bununla birlikte, bezelyeyi pişirmek veya ıslatma gibi diğer hazırlama yöntemlerini kullanmak, bezelyedeki antinütrient içeriğini önemli ölçüde azaltarak güvenli hale getirebileceği vurgulandı. Çoğu insan pişmiş bezelye tüketirken, şeker bezelyesi gibi bazı bezelye türlerinin çiğ olarak da yenebileceği belirtildi. Ancak çiğ bezelyenin daha fazla antinütrient içerdiğinden, pişmiş bezelyeye göre sindirimi daha zor olabileceği ve büyük miktarlarda tüketildiğinde sindirim sorunlarına yol açabileceği aktarıldı. Bezelyenin tatlı bir tadı ve birçok gıdayla uyumlu yumuşak bir dokusu olduğu ifade edildi. Bezelyenin mutfakta çok yönlü kullanılabileceği, haşlanabileceği, fırınlanabileceği, mikrodalgada hazırlanabileceği veya sotelenebileceği, genellikle kolay ve hızlı bir şekilde hazırlandığı belirtildi. Bezelyenin konserve, kurutulmuş, taze ve dondurulmuş olarak bulunabildiği, bu da onu beslenmelerine daha fazla besleyici gıda eklemek isteyenler için pratik ve uygun fiyatlı bir seçenek haline getirdiği açıklandı.