Birçok insan, buzulların erimesinin sonucunda oluşan yeni toprağın zamanla kaybolduğunu düşünür. Ancak Finlandiya'da, buzulların erimesinden binlerce yıl sonra bile buzlanma devam ediyor. Botni Körfezi çevresinde her yıl yaklaşık 700 hektar yeni toprak ortaya çıkıyor ve bazı bölgelerde kıyı şeridi yılda yaklaşık bir santimetre hızla ilerliyor.
Bu sıra dışı doğal süreç, Kvarken adalarında özellikle belirgin. Manzara sürekli değişiyor. Adalar yükseliyor, bazıları zamanla birleşiyor, yarımadası daha da büyüyor ve eski deniz koyları yavaşça göletlere, bataklıklara ve sulak alanlara dönüşüyor.
Ancak ilginç bir hukuki durum var. Finlandiya'da birinin parselinin önüne yeni toprak çıktığında, o kişi o toprağın sahibi olmaz.
Bu fenomenin açıklaması binlerce yıl önceye dayanıyor. Son buzul çağında, dev bir kıta buz kütleleri Dünya'nın kabuğunu sıkıştırdı ve aşağı doğru itti. Buzun erimesi başladığında, baskı ortadan kalktı ancak toprak eski seviyesine hemen dönmedi. Bu süreç bugün bile devam ediyor ve glacioizostatik yükselme olarak bilinir.
UNESCO, Kvarken bölgesinin dünyanın en hızlı yükselen bölgelerinden biri olduğunu belirtiyor. Arhipelag, jeolojik özellikleri nedeniyle Dünya Mirası Listesi'nde yer alıyor ve yaklaşık 5.600 adası, kıtal buz örtüsünün etkisiyle oluşan karakteristik dalgalı deniz kenarları ile de ünlü.
Toprak yükselmesinin sonuçları nesilden nesile görülebilir. Botni Körfezi bölgesinde her yıl yaklaşık 700 hektar yeni toprak ortaya çıkıyor.
Kvarken bugün yaklaşık 5.600 adaya ve yaklaşık 2.400 kilometreye sahip bir kıyı şeridine sahip. Toprak yükseldikçe, bazı adalar daha büyük hale geliyor, diğerleri birbirine bağlanıyor ve eski koylar denizle tamamen bağlantısını kaybedebiliyor.
Bu, Finlandiya'nın bu bölgesinin gelecekteki haritasının birkaç on yıl içinde tamamen aynı olmayacağı anlamına geliyor.
Deniz kenarında ev ve toprak sahibi olanlar için doğal olarak şu soru ortaya çıkıyor: Eğer önlerinde yeni bir toprak oluşursa, o toprak onlara mı ait olur?
Fin kanunlarına göre, cevap bu kadar basit değil.
Yeni oluşan toprak parçası, "vesijättö" olarak bilinir ve genellikle bu toprağın ortaya çıktığı su yüzeyinin sahibi olan topluluk tarafından yönetilir.
Bu nedenle, kıyının fiziksel hareketleri otomatik olarak mülkiyet sınırlarının değişmesini sağlamaz. Başka bir deyişle, bir kişinin parselinden deniz yıllar içinde uzaklaşsa bile, yeni oluşan toprak resmi olarak ona ait olmaz.
Fin kanunları, belirli koşullar altında yeni toprağın mevcut parselle bağlanmasına izin veriyor ancak bunun için uygun prosedürler izlenmesi gerekiyor.
Bir yazlık ev veya kırsal ev bulunan bir alanda, bu sürecin maliyeti 2.000 ila 3.000 euro arasında olabilir. Bunun yanı sıra, eski toprak sahibine tazminat ve ilgili vergiler de ödenir.
Bu prosedürlerin tamamlanmasının ardından yeni toprak parçası resmi olarak mevcut parselle birleşebilir.
Bu süreçlerin coğrafyayı nasıl değiştirebileceğinin en iyi örneklerinden biri Fin Vasa şehridir.
14. yüzyılın başlarında, şehrin kurulduğu alan ormanlı bir ada idi. Toprak binlerce yıl boyunca yükseldikçe, ada yavaşça kara haline geldi ve deniz kıyıları şehirden uzaklaştı.
1852 yılında büyük bir yangın Vasa'nın çoğunu yok etti. Yeniden yapılanma sırasında şehir yaklaşık altı kilometre batıya taşındı ve tekrar denize kıyısı oldu.
Ancak jeolojik süreç durmadı. Finlandiya'daki bu bölgedeki toprak yükselmeye devam ediyor, bu yüzden dev buz kütlelerinin çekilmesinden binlerce yıl sonra bile Baltık Denizi ile kara arasındaki sınır yavaşça değişiyor.