28 Şubat'ta ABD-İsrail saldırısının ardından Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla Asya ülkeleri büyük sorunlarla boğuşurken, petrol şokunun Çin'i önemli ölçüde daha az etkilediği belirtildi. Dünyanın en büyük enerji ithalatçısı olmasına rağmen Çin'in devasa petrol rezervlerine sahip olduğu kaydedildi. Yenilenebilir enerji kaynaklarına güçlü teşviklerle, Çin lideri Şi Cinping'in yönetiminde, büyük ölçüde yerli enerjiyle beslenen, sıklıkla yenilenebilir kaynaklardan sağlanan ve kendi üretimi elektrikli otomobillerin büyük paya sahip olduğu bir endüstri inşa edildi. Donald Trump döneminde Amerika'nın fosil yakıtlara güçlü bir şekilde geri dönerek yenilenebilir enerji ve elektrikli araç teşviklerini kaldırmasına karşın, Çin yeşil enerjiye daha da güçlü bir yönelim gösterdi. Çin lideri Şi Cinping, ekonomiyi küresel enerji krizlerinden korumak amacıyla büyük bir reform başlattığı aktarıldı. Devasa rüzgar ve güneş enerjisi projelerinin başlatıldığı, daha derin petrol kuyularına yatırım yapıldığı ve ithal yakıta bağımlılığı azaltmak, dış şoklardan korunmak amacıyla üçüncü ülkelerle bir dizi anlaşma yapıldığı Amerikan CNN tarafından bildirildi. Doksanlı yıllardan beri net enerji ithalatçısı olduklarında, Çin'in Orta Doğu petrolüne bağımlılığının tehlikeli bir zayıflık noktası olabileceğinin farkında olduğu belirtildi. Deniz rotalarına olan bağımlılığı azaltmak için Çin'in son yıllarda Orta Asya, Rusya ve Myanmar'dan enerji tedarik eden pahalı petrol ve gaz boru hatları inşa ettiği vurgulandı. Kaynaklarını çeşitlendiren Çin'e, 2022'deki Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından Rus petrolünün Batı yaptırımlarına maruz kalmasıyla Rusya'nın ana petrol kaynağı haline geldiği kaydedildi. Çin genelinde büyük güneş ve rüzgar enerjisi santralleri inşa edildiği, Çinli fabrikaların ucuz pil üretimi geliştirmesiyle yollardaki elektrikli otomobil payının hızla arttığı kaydedildi. Yeni araçların yarısından fazlasını elektrikli otomobiller ve hibritler oluşturduğu belirtildi. Rhodium Group'un 2025 yılına ait bir araştırmasına göre, bunun petrol talebini günde bir milyon varilden fazla azalttığı ifade edildi. Xiamen Üniversitesi Çin Enerji Politikası Çalışmaları Enstitüsü Dekanı Lin Boqiang, CNN'e yaptığı açıklamada, “Daha önce Çin'in enerji güvenliği konusunda endişeleniyorduk, ancak şimdi sürdürülebilir bir çözümümüz olduğunu biliyoruz. Yenilenebilir enerji kaynaklarımız, elektrikli araçlarımız var ve petrol fiyatları yükseldiğinde bu araçlar daha da rekabetçi hale geliyor. Yirmi yıllık yatırım olmasaydı bunların hiçbiri olmazdı” açıklamasını yaptı. Batı Çin'in dağlık bölgelerinde iddialı baraj projeleri planlanırken, dünya hidroelektrik kapasitesinin üçte birinin Çin'e ait olduğu aktarıldı. Pekin'in ayrıca nükleer füzyon ve yeşil hidrojen gibi geleceğin enerji kaynaklarını araştırmaya büyük yatırımlar yaptığı ifade edildi. Global Energy Monitor verilerine göre, Çin bugün yenilenebilir enerji üretiminde dünya lideri olup, ABD ve Hindistan'ın rüzgar ve güneşten ürettiği enerjinin üç katını ürettiği bildirildi. Yenilenebilir kaynakların payı hızla artmakta olup, bir gün kömürü geride bırakmayı hedeflediği belirtildi. Ancak, Çin'in kömürden henüz vazgeçmediği de kaydedildi. Trump'ın İran'a saldırısının ardından küresel petrol fiyatları yükselince, Çin hükümetinin benzin ve motorin fiyat artışlarını hafifletmek için müdahale ettiği belirtildi. Devlet rafinerilerine ticari petrol rezervlerini kullanma izni verildiği 10 Nisan'da Bloomberg tarafından bildirildi. Ancak Çin'in dokunulmaz olmadığı, hala dünyanın en büyük petrol ve gaz alıcısı olduğu, petrolünün dörtte üçünü ithal ettiği New York Times tarafından vurgulandı. Yıllardır Orta Doğu'daki bir savaşa hazırlandıkları kaydedildi. Resmi verilere göre, geçen yıl ham petrol ithalatının yüzde 4,4, tüketimin ise yüzde 3,6 arttığı aktarıldı. Elektrikli araç üreticilerine milyarlarca dolarlık doğrudan sübvansiyonlar ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırılan yüz milyarlarca doların sonuç verdiği belirtildi. New York Times, rafine petrol, benzin ve motorin talebinin iki yıldır üst üste düştüğünü ifade etti. Nomura analistlerinin verilerine göre, Hürmüz Boğazı'ndan genellikle geçen petrolün yaklaşık yüzde 38'i ve sıvılaştırılmış doğal gazın yüzde 23'ü Çin limanlarına yöneldiği belirtildi. Toplamda Çin'in petrol ithalatının yarısı ve doğal gazının altıda biri Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor. Ancak Çin'in büyük rezervleri de olduğu kaydedildi. CNN'in aktardığına göre, Çin'in aylarca yetecek kadar ham petrol rezervine sahip olduğu tahmin ediliyor. Kpler analistleri, bu rezervleri yaklaşık 1,3 milyar varil olarak değerlendirirken, bunun üç aylık tüketime yettiği açıklandı. Çinli analistlere göre, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi ihtiyaç duyduğu enerjinin sadece yüzde 15'ini ithal ettiği belirtildi. Ancak Çin'deki petrolün yüzde 70'i ve doğal gazın yüzde 40'ı ithal edilirken, devlet enerji devlerinin yeni petrol ve gaz kaynakları arayışıyla çöllerde sondaj kuyuları kurduğu ve deniz tabanını deldiği vurgulandı. Çinlilerin en kötü senaryolar da dahil olmak üzere farklı senaryolara uzun süre hazırlandıkları, bu yüzden fosil yakıtlardan vazgeçmedikleri kaydedildi. Donald Trump'ın ilk döneminde ABD ile ticaret gerilimleri 2018'de arttığında, Şi Cinping Çinli enerji devlerini petrol ve gaz üretimini yenilemeye çağırdığı belirtildi. Çin'in bugün de uzun vadeli düşündüğü aktarıldı. Kendilerine daha fazla petrol ayırmak için rafine petrol ihracatından tamamen vazgeçmedikleri belirtildi. İhracatın azaltıldığı ancak yasaklanmadığı Reuters ajansı tarafından aktarıldı. Mart ayında ihracat gönderimlerini azalttıkları, Nisan ayında ise geçen yıl aynı dönemde Vietnam, Endonezya, Malezya, Avustralya, Filipinler ve diğer ülkelere ihraç edilen miktarın altıda birine kadar daha da düşürdükleri kaydedildi.