Usred pustinje Atakama, planetim en kurak yerlerden birinde, moda endüstrisinin karanlık yüzünü gösteren bir manzara var. Çile'nin kuzeyindeki dolambaçlı yığınlar, tekstil deposunun boyutları o kadar büyük ki, hatta uydu görüntülerinden bile görülebiliyor.
Atakama, dünyanın zengin bölgelerinden gelen ve Avrupa dahil olmak üzere birçok ülkeden gelen giysi miktarlarının önemli bir kısmını alıyor. İşte bu yüzden Atakama, hiperüretim ve "hızlı moda" kültürünün sonuçlarını en çarpıcı şekilde gösteren yerlerden biri haline geldi.
SkyFi şirketi, Alto Hospicio şehrinin yakınlarında, Çile'nin kuzeyinde bulunan Ikikea'ya yakın bir yerde bulunan giysi yığınlarının uydu görüntüsünü yayınladı. Deponinin, görüntülerdeki binalarla karşılaştırıldığında ne kadar büyük olduğunu anlamak mümkün.
Uydu görüntüsünden tek başına atık miktarı ve kökeni hakkında kesin bilgi edinmek mümkün değil ancak 2025 yılında yapılan bir araştırma, Alto Hospicio bölgesinde 100 ila 200'den fazla küçük kaçak depo bulunduğunu gösteriyor.
Bu alanda yaklaşık 60.000 ton giysi bulunuyor. Daha önceki verilere göre tekstil atıkları 300 hektardan daha fazla bir alan kaplıyor.
Bu durumun temel nedeni, ikinci el ve satılmayan giysilerin uluslararası ticaretinde nasıl işlediğiyle ilgilidir.
Ikike Limanı, yıllardır Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika'dan Çile'ye büyük miktarlarda giysi getiren bir serbest ticaret bölgesi olarak hizmet veriyor.
Giysiler geldiğinde kalitelerine göre sınıflandırılıyor. En iyi parçalar tekrar satılıyor veya diğer ülkelere ihraç ediliyor; ancak bazıları yerel pazara gidiyor. Sorun, hiçbir müşteri olmayan giysilerle başlıyor.
Yasal atık yönetiminden çok daha pahalı olduğu için, bazı tüccarlar için giysiyi Atakama'ya bırakmak en kolay ve ucuz seçenek oluyor.
"Hızlı moda" olarak bilinen bir diğer önemli sorun, sürekli yeni modellerin düşük fiyatlarla üretildiği bir iş modelidir.
Geleneksel moda markaları yıllık birkaç koleksiyon sunarken, hızlı moda şirketleri neredeyse her hafta yeni modeller çıkarıyor.
Bu durum, çok kısa ömürlü ve ucuz giysi miktarını artırıyor. Bazı parçalar sadece birkaç kez giyildikten sonra atılıyor; diğerleri hiç bir müşteriye ulaşamıyor.
Atakama'daki depolama alanlarında, bazı parçaların hala orijinal satış etiketlerine sahip olduğu bildiriliyor.
Bu problemi daha da karmaşık hale getiren faktörlerden biri de modern kıyafetlerin çoğunun farklı malzemeler ve sentetik liflerden oluşmasıdır; bu nedenle geri dönüşümü teknik olarak zor veya ekonomik açıdan karlı değildir.
Tekstil endüstrisinin analizlerinde sıklıkla kullanılan verilere göre, giysi üretimi için kullanılan materyallerin altında yüzde birinden azı yeni kıyafetlere dönüştürülüyor.
Bu yüzden büyük miktarda tekstil depolama alanlarına veya yakma tesislerine gidiyor.
Atakama, aşırı kurak iklim koşullarıyla ünlü olsa da, oraya atılan tekstil atıklarının çevreye etkisi yok değil.
Özellikle çok yavaş parçalanan sentetik malzemeler sorun teşkil ediyor. Zamanla, çevreye mikroplastik ve çeşitli kimyasallar salabiliyorlar.
Uzmanlar ayrıca üretim, boyamalar ve son işleme süreçlerinde kullanılan kimyasallar nedeniyle toprak ve yeraltı sularının kirlenmesi riski konusunda uyarıyorlar.
Giysilerin yakılmasıyla atık miktarını azaltmaya çalışmak da ek bir sorun yaratıyor. Sentetik malzemelerin yanması, hava kirliliğini artıran zararlı gazlar ve parçacıklar oluşturuyor.
Atakama'daki bu büyük giysi yığını sadece uzaydan görülebilen garip bir manzara değil; aynı zamanda üretimde artan miktar ve gardırop satın alma, kullanma ve atma alışkanlıklarının sonuçlarını en çarpıcı şekilde gösteren sembollerden biri haline geldi.