Sırbistan'da televizyon programları ve filmlerde sıkça görüyoruz: Birinin gözlerini kaçırıp, burnuna dokunup veya sinirli bir şekilde hareket edip durması, hemen "Yalan söylüyor!" diye sonuca varmamızı sağlıyor. Ancak gerçek hayatta durum hiç bu kadar basit değil. Psikologlar, yalanın sadece beden dilini izleyerek güvenilir bir şekilde tespit edilemeyeceğini belirtiyor. Bununla birlikte, dedektiflerin kullandığı ve bir kişinin bize gerçeği söyleyip söylemediğini kesin olarak ortaya koyan yöntemler bulunuyor.

Nervöz hareketler, göz teması kaçırma veya huzursuzluk, bir kişinin yalan söylediğini göstermez. Bu belirtiler, stres altında, korkmuş veya sorgulama durumunda baskı altında olan bir kişiye ait olabilir. Başka bir deyişle, beden dili "yalanı" ortaya koymaz, duygulara ve koşullara tepki verir. Polis grafı (yalan tespit cihazı) bile yalanı ölçmez, kalp atış hızı, nefes alma ve terleme gibi fizyolojik reaksiyonları ölçer. Bu tür reaksiyonlar stres, heyecan veya korkudan kaynaklanabilir, dürüstlükten değil. Bu nedenle psikologlar, sadece dış işaretlere güvenmememizi vurguluyor.

"Önemli sonuçlara sahip bir yalan söylemeniz durumunda, genellikle bunu önceden iyi pratik etmişsinizdir," Portsmut Üniversitesi'nden psikolog Doktor Šeron Lil açıklıyor.

Bir yalan söyleyen kişi büyük bir zihinsel çaba sarf etmek zorundadır - bir hikaye uydurmak, hatırlamak ve tutarlı bir şekilde tekrar etmek, aynı zamanda konuşma arkadaşının tepkilerini takip etmek ve güvenilir görünmeye çalışmak. Bu yüzden uzmanlar, odak noktasını beden dilinden ziyade cevapların içeriğine ve tutarlılığına koymamızı söylüyor.

Dedektiflerin kullandığı en yararlı tekniklerden biri ek, kesin sorular sormaktır. Doğru söyleyen kişi genellikle detayları - kontrol edilebilir insanları, yerleri ve koşulları - kendiliğinden sunar. Öte yandan, bir hikaye uyduran kişi bu tür bilgileri kaçırmaya daha meyillidir, tutarsızlıktan yakalanmamak için.

Uzmanlar ayrıca aynı hikayenin birkaç kez sorulmasını da öneriyor. Gerçek bir olayı hatırlayan kişi genellikle yeni detaylar hatırlayacak ve hikayeyi doğal olarak tamamlayacaktır. Uydurulmuş bir hikayede insanlar genellikle aynı versiyonu tutmaya çalışır, böylece hata yapmazlar.

Bir diğer teknik de olayı ters sırayla anlatılmasını istemektir. Gerçek hatıra bunu kaldırabilirken, uydurulan hikaye daha zor hale gelir çünkü detayların yeniden yapılandırılması gerekir.

BBC Science Focus'a göre, araştırmacılar da bu tür yöntemleri soruşturmalarda kullanıyorlar çünkü cevaplar, detaylar ve olası mantık hataları gözlemlemekten çok daha güvenilir bir şekilde doğruluğu değerlendiriyor. Yani, birinin yalan söyleyip söylemediğini belirlemenin en iyi yolu, uzmanların belirttiği gibi, hareketlerine bakmak yerine hikayeyi dinlemektir. Gerçek genellikle bakışta değil, kişinin söylediği veya söylemeyi unuttuğu detaylarda ortaya çıkar.