Sırbistan'ın uzak bir bölgesine yerleştirilen beş inek, güney Hindistan Okyanusu'ndaki bir adada daha fazla 150 yıldır var olan büyük vahşi sürüsünü oluşturmayı başardı. Şimdi bilim insanları DNA analizleri sayesinde tamamen beklenmedik bir şey keşfettiler.
2026 yılında yayınlanan bir araştırma, Amsterdam Adası hayvanlarının genetik olarak daha önce düşünüldüğünden çok daha dayanıklı olduğunu gösterdi; bunlar hala 1871'de adaya bırakılan sadece birkaç bireyden geliyordu.
Bilim insanları ineklerin DNA'sını analiz ederek hayvanların karışık bir kökene sahip olduğunu keşfettiler - bazı genler Avrupa ırklarından, bazıları ise Hindistan Okyanusu bölgesinden zebu'dan geliyordu.
Daha önceki çalışmalar, izolasyon sırasında bu ineklerin çok daha küçük hale geldiğini ve bu durumun "ostrvsk kuralı" olarak bilinen nadir bir örnek olduğu iddia edilmişti.
Ancak yeni genetik analizler, hayvanların başlangıçta büyük olmamış olabileceğini gösterdi, yani büyüklükte dramatik bir azalma yaşanmadı.
Bilim insanları, sadece beş hayvandan başlamanın yüksek bir akrabalık çoğalması riski anlamına geldiğini belirtiyor.
Bununla birlikte, sürüsü yaklaşık 2.000 bireye ulaştı ve adanın zorlu koşullarında (soğuk hava, güçlü rüzgarlar ve sınırlı su kaynakları) bir yüzyıldan daha fazla hayatta kaldı.
Bu durum, izolasyonda hayatta kalmanın benzersiz bir örneği olmasına rağmen, vahşi inekler zamanla yerel ekosistemi ve nadir kuş türlerini ciddi şekilde tehdit etmeye başladı.
Bu nedenle yetkililer 1980'lerin sonunda sürünün çıkarılmasını başlattı ve son hayvanlar 2010 yılında adadan kayboldu.
Bilim insanları bugün, sadece DNA'nın on yıllardır sonra bu dünyanın en izole edilmiş yerlerinden biri olan bir ada üzerinde hayatta kalan beş inek hakkında inanılmaz bir hikayenin ortaya çıkarılmasına yardımcı olduğunu belirtiyorlar.