Dünyada yaklaşık 350 milyon kişinin mücadele ettiği depresyon, belirtilerini gizlediği için "sessiz" ya da "maskeli" depresyon olarak da yayılıyor. Uzmanlara göre bu tabloyu taşıyan kişiler çoğu zaman rahatsızlıklarının farkında değil; duygularını adlandıramadıkları için de yaşadıkları zorluğu çevrelerinden gizlemeyi başarıyor.
Sessiz depresyonun en dikkat çeken işaretlerinden biri sosyal hayattan kopma. Kişi sevdikleriyle görüşmeyi, kalabalık ortamları ve bir zamanlar keyif aldığı sinema ya da tiyatro gibi alışkanlıkları giderek bir yük olarak görmeye başlıyor. Okuldan ve işten uzaklaşmak da bu tabloda sık rastlanan bir davranış. Bir yakınının aniden evden çıkmaz hale gelmesi ve insanlarla teması kesmesi, göz ardı edilmemesi gereken bir uyarı olarak değerlendiriliyor.
Depresyon, kişinin sevdiği etkinliklerden aldığı hazzı da elinden alıyor. Sürekli korku ve kaygı gündelik hayatın parçası haline geliyor; kişi bir zamanlar kimliğinin önemli bir parçası olan ilgi alanlarından yavaş yavaş vazgeçiyor. Harekete geçme ve ilerleme isteğinin kaybolması, buna eşlik eden kronik yorgunlukla birlikte duygudurum bozukluklarının temel belirtileri arasında sayılıyor.
Ruh halindeki iniş çıkışlar da kaçınılmaz hale geliyor: Neşe ve enerji bir anda yerini yorgunluk ve sinirliliğe bırakabiliyor. Duyguların bastırılması ve dünyadan saklanması, hastalıkla mücadelede kişiye yardımcı olmuyor; aksine tabloyu ağırlaştırıyor.
Sorunlarını gizlemek isteyen bazı kişiler, yaşamlarından abartılı bir memnuniyetle söz ederek neşe ve tatmin rolü yapıyor. Ancak bu rol yapma hali fark edilebiliyor; hayatını olduğundan çok daha iyi göstermeye çalışan kişi çoğu zaman mesafeli ve dalgın bir izlenim bırakıyor.
İştah ve kilodaki ani değişimler de duygusal sıkıntının işareti olabiliyor. Aşırı yeme ya da öğün atlama, depresyonun yaygın belirtileri arasında gösteriliyor.
Maskeli depresyon bağımlılıklara da yol açabiliyor. Alkol veya uyuşturucu gibi maddelerin kötüye kullanımı, ruhsal rahatsızlığı olan kişilerin gündelik sorunlarını geçici olarak unutmak için sık başvurduğu bir kaçış yolu. Uzmanlar bunun çözüm olmadığını, hastalığı yalnızca derinleştirdiğini vurguluyor.
Yorgunluk, uyku hali ve enerji eksikliği depresyonun net belirtileri arasında. Umutsuzluk duygusu ile sürekli kaygı ve huzursuzluğun beslediği bu durum o kadar belirgin olabiliyor ki, yataktan kalkmak gibi basit bir eylem bile hastanın gözünde büyük bir çabaya dönüşüyor.
İşe aşırı gömülmek de sessiz depresyonun göstergelerinden biri olabiliyor. Yöneticilerinden böyle bir talep gelmediği halde mesai sonrası ofiste kalmayı sürdürmek ya da kendini tamamen profesyonel görevlere adamak bu kapsamda değerlendiriliyor.
Uykuya dalmakta zorlanmak veya gece boyunca uyanmak, duygudurum bozukluğu yaşayan kişilerin çoğunda görülüyor. Üstelik tedavi edilmeyen uyku bozuklukları depresyonu daha da kötüleştiriyor. Araştırmalara göre depresyonlu yetişkinlerin tam yüzde 80'i uyku sorunu yaşıyor.
Sessiz depresyonun fark edilmesini zorlaştıran şey, hastanın sorunlarını ustalıkla saklaması. Bu nedenle çevremizdeki insanların davranışlarındaki değişimlere dikkat etmek, erken harekete geçip destek olabilmek açısından önem taşıyor.