U mirnom panonskom selü Nađirev, Sırbistan'ın merkezinde, 800 insan yaşar ve çoğunlukla tarımla uğraşırlar. Ancak, bu küçük yerleşim yeri, iki dünya savaşı arasında dünyanın gazetelerinin başlıklarında yer aldı. Bunun sebebi, Žužana Fazekaš adlı bir kadın ve onun "Anđeli stvoritelji" olarak bilinen eşiyle olan ilişkisiydi.
20. yüzyılın başında, Birinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle, Nađirev köyüne Žužana Fazekaş geldi. Bu kadın, 1911 yılında köye yerleşen ve herkes tarafından "babica" olarak bilinen bir kadındı. Köylüler için çok değerli olan babicalar, tıbbi bilgi ve deneyimleriyle tanınırdı.
Ancak, Žužana'nın geçmişi oldukça karanlıktı. Nereye geldiğini kimse bilmiyordu ve eşi hakkında da söylentiler vardı. Babica olarak görev yaparken, kadınlar arasında gizlice abortus yapmak için ona başvuruyorlardı.
Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Mağaristan yıkılmıştı. Birçok erkek savaşta hayatını kaybetmişti veya ağır yaralanmıştı. Bu durum, köyde kadınların yaşadığı zorluklara ekleniyordu. Kadınlar ev işleri ve çocuk bakımıyla ilgilenmek zorunda kalırken, erkekler ise travmalarından kurtulamıyordu.
Bu zorluklar nedeniyle, kadınlar artık eski sistemin içinde yaşamak istemiyordu. Žužana Fazekaş, bu kadınların sorunlarına çözüm bulmak için "özel bir çözüm" sunuyordu: arsenik zehirlenmesi.
Žužana, kadınlara arsenik içeren özel karışımlar vererek, eşlerini öldürmeleri için yönlendirmiştir. Arsenik o dönemde yaygın olarak kullanılan bir ilaç ve kozmetik ürünüydü. Ayrıca, "tüm zehirlerin kralı" olarak da bilinirdi.
Žužana'nın planı, Nađirev'deki kadınların zorlu yaşam koşullarında gizlenebilecek bir çözüm sunuyordu. Kadınlar, arsenik kullanarak eşlerini öldürerek, evliliklerinin yükünden kurtuluyorlardı.
1920'lerin başlarında, köyde artan sayıda ölüm vakası gözlemlenmeye başlandı. Ancak, bu ölümlerin nedeni uzun süre çözülemedi. Bir gün, bir öğrenci doktor, yakınlarda bulunan nehirde bulunan bir cesedin yüksek arsenik seviyesini fark etti. Bu olay, soruşturmanın başlamasına yol açtı.
İnceleme sırasında, Nađirev'deki birçok mezar kazıldı ve çoğu ceset üzerinde arsenik izleri bulundu. Polis, Žužana Fazekaş'ın evine gittiğinde, onu ölü buldu. Kadının kendini zehirlediği düşünülüyor. 26 kadın da tutuklandı ve cinayetlerle suçlandı.
Kadınlar, mahkemede pişmanlıklarını dile getirmediler ve yaptıklarının haklı olduğunu savundular. Sonuç olarak, sekiz kadına ölüm cezası verildi ancak sadece ikisi idam edildi. Diğerleri hapiste kaldı.
Nađirev'deki olaylar, günümüzde hala bir efsane gibi anlatılıyor. Köylüler, bu olaydan sonra erkeklerin davranışlarında önemli bir değişiklik olduğunu söylüyorlar.