SOS Çocukköyleri Sırbistan, 11 Ekim Uluslararası Kız Çocukları Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, yoksulluk, işsizlik ve toplumsal dışlanmayla uzun süre yaşayan ailelerde toplumsal cinsiyet normları ve yoksunluğun kız çocuklarını erken yaşta ev içi ücretsiz emeğe, başkalarının bakımını üstlenmeye, okulu bırakmaya ya da çocuk yaşta evliliğe yönlendirebildiği uyarısında bulundu.
Örgütün açıklamasında, bazı kız çocuklarının ne olmak istediklerini seçme fırsatı bulamadan ailelerinin kendilerinden ne beklediğini öğrendiği belirtildi. Açıklamada, küçük kardeşlere bakmak, ev işlerine yardım etmek, çalışmak ve okulu sonraya bırakmak gibi beklentilerin sıralandığı, ancak bu "sonranın" çoğu zaman hiç gelmediği ifade edildi. Yoksulluk, işsizlik ve toplumsal dışlanmanın yaşandığı ailelerde krizin evin kapısında kalmadığı, çocuk odasına girerek çocukluğun ne kadar süreceğini belirlediği kaydedildi.
Açıklamada, kız çocukları için böyle bir büyümenin bedelinin genellikle özellikle ağır olduğu, toplumsal cinsiyet normları ve yoksunluğun onları erken yaşta ev içi ücretsiz emeğe, bakım sorumluluğuna, okul terkine veya çocuk yaşta evliliğe yönlendirebildiği vurgulandı.
Cumhuriyet Sosyal Koruma Kurumu verilerine göre Sırbistan'da 2025 yılı içinde çocuk yaşta evlilik mağduru 197 çocuk kayıt altına alındı; bu mağdurların yüzde 96'sını kız çocukları oluşturuyor.
SOS Çocukköyleri Sırbistan'dan Danijela Barjaktarević, yoksulluk içinde büyüyen, toplumsal dışlanmaya maruz kalan ya da eğitim, sağlık ve sosyal hizmetlere erişimi kısıtlı olan kız çocuklarının çok yönlü risklerle karşılaştığını belirtti. Bu koşullarda çocuk yaşta evliliğin çoğu zaman bir hayatta kalma stratejisi, ailenin ekonomik baskısını azaltmanın bir yolu olarak görüldüğünü ifade eden Barjaktarević, çocuk yaşta evliliklerin neredeyse kural olarak eğitimin kesilmesine yol açtığını, kız çocuklarının ekonomik bağımsızlık imkânını kısıtladığını, erken gebelik, fiziksel ve ruhsal sağlığın bozulması riskini artırdığını söyledi.
Barjaktarević'e göre çocuk yaşta evlilik, yoksulluk ve aile içi krizin bir kız çocuğunun çocukluğunu elinden almasının tek yolu değil; onu erken yaşta bir birlikteliğe iten baskılar çoğu zaman çocuk işçiliğine de sürüklüyor ve her iki durum da genellikle okuldan uzaklaşmaya ve yetişkin sorumluluklarının erken üstlenilmesine yol açıyor.
Kız çocuklarında görünür çalışmaya genellikle günlük ev idaresi ile küçük kardeşlerin bakımının eşlik ettiği, bunun istatistiklere yansımasının zor olduğu, sonuçlarının ise uzun süre devam ettiği belirtildi. Daha düşük eğitim düzeyinin daha sınırlı istihdam imkânına, daha fazla ekonomik bağımlılığa ve yoksulluğun miras kalması riskine yol açtığı kaydedildi.
Barjaktarević, ailede yeterli bakım ve korumanın sağlanamaması durumunda toplumdaki en önemli destek sütunlarının eğitim, sağlık sistemi ve en kırılgan ailelere yönelik yerel sosyal koruma hizmetleri olduğunu ifade etti. Bir yandan aileleri ve çocukları güçlendiren, diğer yandan sosyal koruma, eğitim ve sağlık sistemlerini etkili biçimde birbirine bağlayan yerel hizmetlerden birinin, insani yardım kuruluşu SOS Çocukköyleri Sırbistan tarafından yürütülen "Aileyi Güçlendirme" programı olduğunu belirtti.
SOS Çocukköyleri Sırbistan'ın "Aileyi Güçlendirme" programı, çocuğun daha güvende olması için ailenin destek alması gerektiği yönündeki basit ama zorlu fikirden yola çıkıyor.
Aynı kuruluştan Milica Mitrović, sorun ortaya çıktıktan sonra harekete geçmek yerine önleyici biçimde çalıştıklarını; ebeveynleri çocuklarının ihtiyaçlarına daha iyi yanıt vermeleri, aile ilişkilerini geliştirmeleri, hanenin ekonomik istikrarını güçlendirmeleri ve kendilerine destek olabilecek kurumlara güven duymaları konusunda güçlendirdiklerini söyledi.
Mitrović, bir kız çocuğu derse daha düzenli geldiğinde, kendini daha güvenli ifade ettiğinde ve ilk kez aile içi kriz tarafından belirlenmeyen bir plan yaptığında bunun görüldüğünü belirtti. Bu durumda çocukların yetişkin rollerini erken üstlenmek yerine oldukları şey olma, yani öğrenen, yeteneklerini geliştiren ve kendileri için daha güvenli ve sağlıklı bir gelecek kuran çocuklar olma fırsatı bulduğunu ifade etti. Mitrović, en olumlu değişimlerin tam da hayal kurmaya ve geleceklerini planlamaya hakkı olduğuna inanmaya başlayan kız çocuklarında görüldüğünü sözlerine ekledi.