Bilimsel araştırmalar, estetik bir ideal olarak görülen boy uzunluğunun aksine, kısa boylu insanların ortalama olarak uzun boylulara göre iki ila yedi yıl daha uzun yaşadığını ortaya koydu. Biyologlar ve gerontologlar, onlarca yıldır vücut büyüklüğü ile uzun ömürlülük arasındaki ilişkiyi incelemekte. Uzun boylu insanlar sporda dominant olsa ve genellikle sosyal başarıyla ilişkilendirilse de, istatistikler “kısa” insanların yaşam süresi yarışında biyolojik bir avantaja sahip olduğunu kaydetti. Bunun nedenlerinin özel genetik faktörlerde ve ayrıca kan pıhtıları ile kalp aritmiileri gibi ciddi sağlık sorunları riskinin daha düşük olmasında yattığı belirtildi. Kısa boylu olmanın bir avantaj olmasının en net nedenlerinden birinin dolaşım sisteminin verimliliği olduğu açıklandı. Araştırmalar, uzun boylu insanların kan pıhtısı (venöz tromboemboli) oluşma riskinin önemli ölçüde daha yüksek olduğunu gösteriyor. “The Journal of Thrombosis and Haemostasis” dergisinde 2015 yılında yayımlanan bir çalışmada, özellikle 193 santimetreden uzun boylu kadınların risk altında olduğu aktarıldı. Bilimsel açıklama mantıklı: Uzun bacaklar, daha uzun damarlar anlamına geliyor. Damar ne kadar uzun olursa, kanın kalbe doğru yokuş yukarı daha uzun bir yol kat etmesi gerekir; bu durum akışı yavaşlatabilir ve basıncı artırabilir. Kan akışının yavaşlaması pıhtı oluşumu için ideal koşullar yarattığı vurgulandı. Büyük vücutlar daha büyük organlar gerektirir, ancak kalpte “daha büyük” genellikle “daha riskli” anlamına gelir. Araştırmalar, iri kemikli uzun boylu insanların düzensiz ve hızlı kalp atışına neden olan atriyal fibrilasyon (AFib) geliştirme olasılığının üç katına kadar daha yüksek olduğunu gösterdi. “European Journal of Preventive Cardiology” dergisinde 2018 yılında yayımlanan ve üç on yıl boyunca bir buçuk milyondan fazla kadını takip eden bir çalışmada, bunun özellikle genç kadınlarda görüldüğü belirtildi. Uzun boylu insanların genellikle daha büyük kalp kulakçıklarına sahip olduğu kaydedildi. Bu odacıkların daha geniş yüzey alanı, kalp atışlarını kontrol eden elektriksel sinyalleri bozarak aritmiye neden olabilir. Atriyal fibrilasyon, felç ve kalp yetmezliği riskini artırdığı için tehlikelidir ve bu durum doğrudan yaşam süresinin kısalmasına etki ettiği bildirildi. “PubMed” veri tabanında 2015 yılında yayımlanan bir çalışma, boy uzunluğu ile kanser riski arasında doğrudan bir bağlantı kurdu. Veriler, her ek santimetrenin erkeklerde kansere bağlı ölüm riskini yüzde 7,1, kadınlarda ise yüzde 5,7 artırdığını ortaya koydu. yrıca, 2019 yılında “Nature” dergisinde yapılan bir araştırma, uzun boylu kadınların bazı kanser türleri için daha yüksek bir risk taşıdığını gösterdi. Bilim insanları, bunun nedeninin “hücresel matematik”te yattığına inanıyor. Uzun boylu insanların vücudunda daha fazla hücre bulunur. Hücre sayısı ne kadar fazlaysa, yaşam boyunca hücre bölünmesi de o kadar fazla olur ve her bölünme, kötü huylu bir tümöre dönüşebilecek genetik mutasyon riski taşır. Ayrıca, uzun boylu insanlar genellikle hücre bölünmesini teşvik eden büyüme faktörlerinin (IGF-1 gibi) daha yüksek seviyelerine sahiptir; ancak bu faktörler aynı zamanda meme, kolon veya tiroid tümörlerinin gelişimini hızlandırabilir. “Health” tarafından aktarıldığına göre, kanser gelişimine başka faktörlerin de katkıda bulunduğu ve boy uzunluğu ile kanser arasındaki bağlantıyı anlamak için ek araştırmaların gerektiği vurgulandı. Genetiğin uzun ömürlülüğün yaklaşık yüzde 15-30'unda rol oynadığı, kısa boylu insanlarda ise FOX03 geninin kilit bir rol oynadığı belirtildi. Bu genin bilimsel çevrelerde “uzun ömürlülük geni” olarak bilindiği ve doğrudan daha küçük vücut boyutuyla ilişkili olduğu açıklandı. Bu özel gen varyantını taşıyan kişilerin bazı biyolojik avantajlara sahip olduğu kaydedildi. Boy uzunluğumuzu değiştiremesek de, yaşam tarzının ne kadar yaşayacağımızı belirleyen faktörlerin yüzde 70'inden fazlasını oluşturduğu vurgulandı. Santimetrelerden bağımsız olarak, belirli alışkanlıkların yaşam süresini uzattığı bildirildi. Kısa boylu olmanın belirli biyolojik avantajları olsa da, uzun ömürlülüğün her şeyden önce tabağımızdakilerden, dinlenmeye ve sevdiklerimize ayrılan zamana kadar günlük seçimlerle kazanılan bir maraton olduğu belirtildi.