Yeni bir araştırma, yaklaşık 50.000 katılımcı üzerinde gerçekleştirildi ve filtre kahvenin tüketilmesinin biyolojik yaşlanmayı yavaşlattığına işaret ediyor. Araştırmacılar, instant kahvenin tüketiminin ise hızlandırılmış yaşlanmaya işaret ettiğini belirtti.
Araştırmanın sonuçları npj Science of Food dergisinde yayınlandı ve kahve hazırlama yönteminin önemli bir faktör olabileceğini gösteriyor.
Ancak araştırmacılar, bu çalışma gözlemsel bir çalışma olduğunu ve sadece ilişkiyi değil, neden-sonuç ilişkisi olduğunu vurgulayarak dikkat çekti. Diğer faktörler, örneğin beslenme, yaşam tarzı ve genetik de farklılıklara katkıda bulunabilir, Index.hr haber ajansı bildirdi.
Biyolojik yaş, bir kişinin gerçek hücre, doku ve organ durumunu yansıtırken, kronolojik yaş sadece yaş sayısını ifade eder. İki kişinin aynı kronolojik yaşta bile tamamen farklı biyolojik yaşları olabilir; bu da genetik, yaşam tarzı, beslenme ve çevresel faktörlerle etkilenir. Bu nedenle, sağlık durumu ve hastalık riskini değerlendirmek için biyolojik yaş belirteçleri kullanılır.
Bu çalışmada üç doğrulanan yöntem kullanıldı. Bunlardan ilki beyaz kan hücrelerinin telomer uzunluğu (rLTL) olup, hücresel yaşlanma göstergesi olarak kullanılır; daha kısa telomerler yaşlanma ve hastalıklarla ilişkilendirilir. İkinci yöntem PhenoAge-a hızlanmasıdır (PhenoAgeAccel), klinik biyolojik işaretlere dayalı biyolojik yaş tahmini. Üçüncü yöntem ise Klemera-Doubal yöntemi (KDM-BAAccel) ile biyolojik yaş hızlandırmasıdır, bu da fizyolojik göstergeler üzerine kuruludur.
Araştırmacılar, UK Biobank veritabanından 49.414 katılımcının beslenme ve sağlık bilgilerini analiz etti. Kahve tüketimi anketlerle toplanırken, yaşlanma işaretleri kan analizi ve diğer klinik parametreler kullanılarak belirlendi.
Analiz, kahve türüne bağlı olarak net farklılıklar gösterdi. Filtre kahve tüketimi daha düşük biyolojik yaş hızlanması ve daha uzun telomerlerle ilişkilendirildi, bu da sağlıklı bir yaşlanma sürecini işaret ediyor.
Öte yandan, instant kahvenin tüketimi daha yüksek biyolojik yaş hızlanması ve daha kısa telomerlerle ilişkilendirildi, bu da daha hızlı biyolojik yaşlanmayı gösteriyor. Diğer hazırlama yöntemleri tutarlı bir bağlantı göstermedi.
Araştırmacılar, sigara içme, vücut kitle indeksi, fiziksel aktivite, alkol tüketimi, süt veya şeker eklenmesi ve diyabet veya kardiovasküler hastalıklar gibi faktörlerin dahil edilmesinin de bu ilişkilerin devam ettiğini belirtti.
Bu ilişkiler hala mevcuttu. Araştırmacılar, filtre kahvenin yüzlerce biyoaktif bileşeni içerdiğini belirterek, bunların arasında klorogenik asitler, polifenoller, kafein ve antioksidanlar yer aldığını söyledi. Daha önceki araştırmalar, bu bileşenlerin iltihaplanmayı azaltma, insülin duyarlılığını iyileştirme ve kalp sağlığını destekleme ile ilişkilendirildiğini gösterdi.
Çalışmanın yazarları ayrıca, sitatin C, bazal metabolizma ve glikoprotein asetilasyonu (GlycA) gibi biyolojik belirteçlerin bu ilişkileri kısmen açıkladığını belirtti. Bu da iltihaplanma süreçleri ve metabolik sağlık rolünün önemli olduğunu gösteriyor.
Bilindiği üzere, kahvenin sağlık üzerindeki etkileri hazırlama yöntemine göre değişir. Avrupa Kardiyovasküler Derneği (ESC), filtresiz kahvenin daha fazla kafetol ve kahveol içerdiğini belirtiyor; bu bileşikler yüksek miktarlarda LDL ("kötü") kolesterol seviyesini artırabilirken, kağıt filtre bunları etkili bir şekilde giderir.
Araştırmacılar, gözlemlenen farklılıkların nispeten küçük olduğunu (biyolojik yaş hızlanmasında 0,1 ila 0,2 yıl) ve sonuçlarının bireyin sağlığı için pratik öneminin henüz net olmadığını belirtti.
Ayrıca, gözlemsel çalışmalar neden-sonuç ilişkisi kurmanın imkansız olduğunu vurgulayarak dikkat çekiyor. Filtre kahve içenlerin instant kahve içenlerden farklı yaşam tarzlarına sahip olması mümkündür; örneğin sağlıklı beslenme, gelir veya fiziksel aktivite gibi faktörler ve istatistiksel modeller her zaman bu tür farklılıkları tam olarak dikkate alamayabilir.
Kahve dünyanın en çok araştırılan içeceklerinden biridir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre ve birçok büyük çalışmaya göre, ölçülü kahve tüketimi genellikle tip 2 diyabet ve kardiovasküler hastalıklar gibi bazı kronik hastalıkların riskini azaltmakla ilişkilendiriliyor. Ancak etkiler kişiden kişiye değişebilir.
BMJ dergisinde yayınlanan kapsamlı bir inceleme, çoğu yetişkin için günde üç ila dört fincan kahve tüketiminin faydaları lehine olduğunu sonucuna vardı. Ancak aşırı kafein alımı anksiyeteyi artırabilir ve uykuyu bozabilir; hamile kadınlar ve belirli kalp hastalıkları olan kişiler için önerilmez.
Çalışmanın yazarları, bu çalışmanın bazı önemli sınırlamalarını da belirtti. Çalışma kesitsel olduğundan neden-sonuç ilişkisi kurulamaz. Kahve tüketimi bilgileri katılımcıların ifadelerine dayanıyor olabilir ve güvenilirlik konusunda sorunlar yaşayabilir; ayrıca çoğu katılımcı Avrupa kökenli olduğu için sonuçların diğer popülasyonlara uygulanabilirliği sınırlıdır.
Ayrıca araştırmacılar sadece yaşlanma belirteçlerini takip etti, gerçek yaşam süresi veya hastalık gelişimi gözlemlenmedi. Bu nedenle, kahve hazırlama yöntemiyle ilgili kesin tavsiyelerde bulunmak için daha fazla uzun vadeli ve klinik çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
Sonuç olarak, UK Biobank verilerinden yeni bir analiz, filtre kahvenin biyolojik yaşlanmayı yavaşlatabileceğini gösteriyor; instant kahvenin ise olumsuz sonuçlarla ilişkili olabileceğini ortaya koyuyor.
Ancak bu sonuçları dikkatli yorumlamak gerekir. Ek araştırmalar yapılmadan önce uzmanlar, tek bir içeceğe odaklanmak yerine, sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarına (dengeli beslenme, düzenli egzersiz, kaliteli uyku ve sigara kullanımının önlenmesi) vurgu yapılması gerektiğini savunuyor.