Sırp şarkıcı Bilja Krstić ve Bistrik orkestrası, kuruluşunun 25. yılını 9 Kasım'da Belgrad'daki MTS Dvorana'da vereceği "Latino Balkan" konseriyle kutlayacak.

Krstić, geçen yıl aynı salonda sanat hayatının 50. yılını kutladığını, o konserin bir bölümünün de Bistrik'e ayrıldığını belirtti. Bu kez orkestranın farklı dönemlerini yansıtan şarkılardan bir seçki hazırladıklarını, uzun süredir seslendirmedikleri bazı parçaları yeniden, bazılarını ise ilk kez çalacaklarını söyledi. Programda hüzünlü ve tutkulu şarkıların yanı sıra Bistrik üyesi Mika Stanojević ile birlikte yaptıkları film müzikleri de yer alacak.

Konserin özel konuğu Kolombiyalı arp sanatçısı Jahir Rivera olacak. Rivera, Bistrik ile beş Sırp şarkısı seslendirecek; programda Balkan'dan Kolombiya'ya uzanan farklı müzik gelenekleri orkestranın kendine özgü tınısıyla buluşacak. Krstić, Rivera'yı Sırbistan'da ilk kez bu konserle tanıtacağını, sanatçının iki yıl önce Bogota'daki Teatro Mayor'da verdikleri konsere de özel konuk olarak katıldığını aktardı.

Sahneye ayrıca Cinderella Oda Orkestrası, Bistrik'in eski üyeleri ve Vokalna radionica da katılacak. Provaların 2-8 Kasım arasında Rivera ile yapılacağını, ardından tüm topluluğun ortak provalara geçeceğini belirten Krstić, programın çok sayıda şarkı ve müzik dünyasını kapsaması nedeniyle hazırlığa özen gösterdiklerini ifade etti.

Krstić, konserin adının neden "Latino Balkan" olduğunu, Latin Amerika ritimlerinin hem mizaç hem tutku bakımından Balkan ritimlerine yakın olduğunu, "Alma llanera" gibi şarkıların da bu yakınlığı yansıttığını söyleyerek açıkladı. Sanatçı, bu bağın yalnızca hareketli müziklerle sınırlı olmadığını, "Como no voy a decirle" gibi hüzünlü melodilerin de iki coğrafyayı birleştirdiğini dile getirdi.

Geleneksel müziğin dünya izleyicisine uyarlanırken özgünlüğünü yitirebileceği endişesine değinen Krstić, şarkıları her zaman kendi dilinde söylediklerini ve gelenek açısından önemli unsurları koruduklarını vurguladı. Ona göre gelenek, içinde bulunduğu dönemle iletişim kurmalı; özgünlük ise hiçbir şeyin değiştirilmemesi anlamına gelmiyor. Krstić, önemli olanın şarkının ruhunu, duygusunu ve karakterini yeni düzenlemeler içinde korumak olduğunu söyledi.

Krstić, geleneği korumak ile sanatsal özgürlük arasındaki sınırın kesin çizgilerle belirlenmediğini belirterek, geleneksel müziği tanımanın ve icra edileni anlamanın önemine işaret etti. Sanatsal özgürlüğün her şeyi yapma hakkı anlamına gelmediğini, ölçü, bilgi ve şarkının taşıyabileceği anlam konusunda duyarlılık gerektiğini ifade etti.

Bistrik'in uluslararası kariyeri, ilk provadan yalnızca on ay sonra Brezilya'da verilen bir konserle başladı. Krstić, Salvador'daki dünya müzik fuarı Mercado'da ve Castro Alves Tiyatrosu'ndaki konserde, kariyerlerinin dokuzuncu konserinde dünya müzik sahnesinin merkezinde yer aldıklarını gördüklerinde yaşadıkları şaşkınlığı anlattı. O günlerde her şeyin gerçek dışı, bir film sahnesi gibi göründüğünü söyledi.

Krstić'in unutamadığı konserlerden biri, Roma'da Kolezyum'da düzenlenen "Time for Life" adlı barış konseri oldu. İtalyan konser ajansı Dalamore'un organize ettiği etkinliğe dünyanın dört bir yanından sanatçılar katıldı; aralarında Mercedes Sosa ve Ray Charles da vardı. Krstić, 26 ülkeden gazetecilerin ve bu ülkelerin belediye başkanlarının izlediği konserin Kolezyum'da düzenlenmesine ilk kez izin verildiğini belirtti. Sahnenin büyük bir ışık düzeniyle kurulmadığını, tarihi yapının kendisinin dekorun parçası olduğunu anlatan Krstić, farklı dillerde şarkılar söylense de herkesin kendi geleneğiyle aslında aynı dili konuştuğunu ifade etti.

Krstić, 25 yılın ardından Bistrik hikâyesinin başındaki kendisine kendine güvenmesini ve hata yapmaktan daha az korkmasını söyleyeceğini belirtti. Bistrik ile yolun zorlu olduğunu baştan bildiğini, ancak müziğe, birlikte çalıştığı insanlara duyduğu sevginin ve kendisine gösterilen güvenin korkudan güçlü olduğunu dile getirdi. Bugün bu yolda ısrar etme cesaretini gösterdiği için gurur duyduğunu söyleyen Krstić, orkestranın kendisini birçok kısıtlamadan ve tüm sorumluluğu tek başına taşıma duygusundan kurtardığını ifade etti. Bundan sonra üretmeye, araştırmaya ve müziğin kendisine getirecekleriyle şaşırmaya devam etmek istediğini sözlerine ekledi.