Avrupa'nın en büyük gıda üreticilerinden Polonya'da enerji maliyetlerinin gübre, yakıt ve taşıma üzerinden tarıma yansıması, önümüzdeki dönemde gıda fiyatlarında yeni bir artış dalgasını gündeme getiriyor. Polonyalı ekonomistler, gıda enflasyonunun 2027 ortasında yüzde 5'i, bazı tahminlere göre ise yılın ikinci yarısında yüzde 7'yi aşabileceğini belirtiyor.
Credit Agricole bankasının kıdemli ekonomisti Jakub Olipra, açıklamasında, enerji fiyatlarındaki yüksekliğin gıda piyasasına öncelikle gübre üzerinden yansıdığını söyledi. Doğal gazın azotlu gübre üretiminin temel girdisi olduğunu hatırlatan Olipra, gübre maliyetlerindeki artışın önce bitkisel üretime, ardından hayvancılığa, en sonunda da market raflarındaki tüketiciye ulaştığını ifade etti. Ekonomist, önümüzdeki çeyreklerde gübre fiyatlarındaki artışın gıda fiyatları üzerindeki başlıca baskı kaynaklarından biri olacağını öngörüyor.
Olipra'ya göre enerji krizi tarımı aynı anda birkaç kanaldan etkiliyor: Gübre maliyetleri, gıda sektörü ile biyoyakıt sektörü arasındaki tarımsal hammadde rekabeti, taşıma giderleri ve tarımsal üretim ile işlemenin kendi enerji ihtiyacı. Petrol ve yakıt fiyatları yükseldiğinde hammaddelerin bir bölümünün biyoyakıt üretimine yönlendirilmesinin daha kârlı hale geldiğini belirten Olipra, bunun gıda arzını azalttığını ve tarım piyasalarındaki fiyatların enerji fiyatlarını yakından izlemesine yol açtığını kaydetti.
Ekonomist, tarım piyasasının maliyet artışlarına benzin istasyonları ya da elektrik ve gaz borsalarından çok daha yavaş tepki verdiğini vurguladı. Enerji şokunun etkilerinin tüketiciye ulaşmasının aylar alabildiğini belirten Olipra, çiftçilerin ancak şimdi daha pahalı gübre satın aldığını, bunun maliyetlere izleyen ekim ve hasat dönemlerinde, ardından da nihai gıda fiyatlarına yansıyacağını anlattı.
Polonya'nın PKO BP bankasında tarım piyasaları analisti olan Mariusz Dziwulski de benzer bir değerlendirme yaptı. Dziwulski, yakıt fiyatlarındaki artışın hammadde üretim maliyetlerini yükselttiğini, uzun üretim döngüsüne sahip ürünlerde bu yansımanın kısa vadede görülmediğini söyledi. Buna karşılık enerji maliyetlerindeki artışın kanatlı eti ve serada yetiştirilen sebze gibi ürünlerin fiyatlarını çok daha hızlı yukarı çekebileceğini, ayrıca hammadde ve mamul taşımacılığı maliyetlerinin doğrudan perakende fiyatlarını yukarı iteceğini belirtti.
PKO BP analistleri, hazirandan bu yana süren gıda fiyatlarındaki düşüşün 2026'nın dördüncü çeyreğinde sona erebileceğini hesaplıyor. Dziwulski, yıl sonunda gıda enflasyonunun yüzde 2'nin biraz üzerinde, 2027 ortasında ise yüzde 5'i aşabileceğini öngördü. Başlıca risk faktörlerinin jeopolitik durum ve hava koşulları olduğunu belirten Dziwulski, El Niño iklim olayının başta şeker olmak üzere bazı hammaddelerde üretim koşullarını daha da kötüleştirebileceğini söyledi.
Credit Agricole analistleri ise daha kötümser bir tablo çiziyor. Olipra, mevcut enerji şokunun etkilerinin gelecek yıl daha belirgin hale geleceğini, bankanın tahminine göre yılın ikinci yarısında gıda ve alkolsüz içecek fiyatlarındaki artışın yüzde 7'ye yaklaşabileceğini ifade etti. Bugün hâlâ gıda fiyatlarında düşüş görüldüğünü, ancak tarım piyasasının mekanizması gereği enerji zamlarının gecikmeyle yansıdığını belirten Olipra, "Bu süreç yeni yeni hız kazanıyor" uyarısında bulundu.
Olipra, 2022'de pandemi sonrası kırılmalar, gaz krizi, Ukrayna'daki savaş, genel panik ve borsa spekülasyonlarının aynı anda yaşandığı dönemdeki aşırı fiyat şokunun tekrarlanmasının beklenmemesi gerektiğini de sözlerine ekledi. Mevcut maliyet baskısının o dönemden daha düşük olduğunu, ancak gıda fiyat artışını yeniden tehlikeli biçimde hızlandırmaya yeterli olduğunu kaydetti.
Fiyat baskısını hem Polonya'da hem de dünya genelinde zayıf hasat körüklüyor. PKO BP'nin "Agro Navigartor" raporundaki verilere göre dünya tahıl hasadı 2026/27 sezonunda geçen yıla göre yüzde 2,5 azalacak. Polonya'da tahıl üretiminin 35,5 milyon ton olacağı (yüzde 5 düşüş), Avrupa Birliği genelinde mısır hasadının ise yüzde 16'ya varan oranda gerileyebileceği tahmin ediliyor.
Olipra, bu yılki hasadın başarılı olarak nitelendirilemeyeceğini belirterek tahıl, meyve ve sebzede verimin geniş ölçüde düştüğünü söyledi. Özellikle ilkbahar donları nedeniyle meyvecilikte durumun ağırlaştığını ifade eden Olipra, çiftçilerin bir yandan rekoltenin düştüğü, diğer yandan birçok üründe alım fiyatlarının henüz yükselmediği bir kıskaçta kaldığını, bunun işletme gelirleri için yıkıcı bir bileşim olduğunu vurguladı.
Buna örnek olarak elmayı gösteren Olipra, önceki sezon stoklarının fiyatları uzun süre aşağı çektiğini, eylülde sofralık elma alım fiyatının geçen yıla göre yüzde 19 daha düşük olduğunu belirtti. Buna karşılık ürün azlığı nedeniyle dondurulmuş ahududu fiyatlarının eylülde yıllık bazda yüzde 56 arttığını kaydetti.
Belirsizliğin yeni odağı jeopolitik. Rusya ve Ukrayna'nın Karadeniz'deki ihracat limanı altyapısına ve ticari gemilere yönelik saldırıları, bölgeden tahıl sevkiyatını yeniden aksattı. 2026/27 sezonunda Rusya ve Ukrayna tahıl ihracatı tahmini toplam 13,5 milyon ton azalarak 85 milyon tona, yani yıllık bazda yüzde 11 düşüşe işaret ediyor. Dziwulski, sevkiyatlardaki kısıtlamaların sürmesi halinde bunun tahıl fiyatlarını doğrudan yukarı iteceğini, bunun da dolaylı olarak tüm gıda üretimini pahalılaştıracağını belirtti.
Dünya borsaları şimdiden tepki verdi. Üçüncü çeyrekte Avrupa'nın Euronext MATIF borsasında buğday fiyatları yüzde 10'dan fazla artarken, eylül sonunda geçen yıla göre yüzde 27 daha yüksekti. Mısır vadeli işlemleri yıllık bazda yüzde 50'den fazla arttı. PKO BP, dördüncü çeyrekte ortalama buğday alım fiyatının bir yıl öncesine göre yüzde 17 ila 28 daha yüksek olabileceğini öngörüyor.
Olipra'ya göre tüketici cüzdanlarına en büyük darbe bazı ürünlerde bekleniyor. Süt ve tereyağı piyasasındaki durumun özellikle çarpıcı olduğunu belirten ekonomist, tereyağı fiyatlarının son dönemde büyük perakende zincirlerinin agresif kampanyalarıyla yapay olarak aşağı çekildiğini, gerçek piyasa düzeylerine dönüşün yıllık bazda büyük bir sıçrama getireceğini açıkladı.
Toptan satış piyasasında dönüş sinyalleri şimdiden görülüyor: Eylül sonunda tereyağı fiyatları Kasım 2025'ten bu yana en yüksek düzeye ulaştı. Protein ürünlerinde de güçlü artış var; AB'de yağsız süt tozu geçen yıla göre yüzde 38, peynir altı suyu tozu ise yüzde 58 pahalandı.
Dziwulski meyve, sebze, patates ve şekerde de fiyat artışı uyarısı yaptı. Dünyada ve Polonya'da arzın belirgin biçimde azalacağına ilişkin görünümün bu ürünlerde kademeli fiyat artışına işaret ettiğini belirten Dziwulski, elma ve şekerin de tıpkı tereyağı gibi yaz boyunca ucuzladığını, ancak bu eğilimin artık tersine döndüğünü söyledi.
Yine de tüm gıda ürünleri aynı anda pahalanmayacak. Et arzının bolluğu tavuk ve domuz eti fiyatlarını kontrol altında tutuyor. Eylülde yurt içi tavuk alım fiyatları geçen yıla göre yüzde 18 daha düşüktü; domuz eti piyasasında belirgin artış ise ancak 2027'de bekleniyor.
Bu fiyat artışı öngörüsü çiftçiler için otomatik bir kurtuluş anlamına gelmiyor. Maliyetler bir anda patlarken daha yüksek alım fiyatları ancak tek tük geliyor. Olipra, tarımsal ürün alımlarına bakıldığında yıllık bazda yalnızca buğdayda artış görüldüğünü, diğer sektörlerin çoğunda alım fiyatlarının hâlâ bir yıl öncesinin altında olduğunu belirterek "Bu nedenle artan maliyetlere rağmen birçok üretici hâlâ cüzdanında hiçbir iyileşme görmüyor" dedi.
Ağustosta Polonya'da süt alım fiyatı geçen yıla göre yüzde 22 daha düşüktü. Üreticiler daha pahalı yakıt ve kimyasal girdi ödemek zorunda kalırken, ilkbahar donları, kuraklık ve yaz sıcak dalgaları nedeniyle milyonlarca euroluk kayıp yaşıyor.
Varşova hükümeti tarıma yönelik destek paketleri başlattı, ancak çiftçiler bu önlemlerin "denizde bir damla" olduğunu savunuyor. Uzmanlar ise daha büyük sübvansiyonların bile dünya borsalarından gelen dalgayı durduramayacağını belirtiyor. Olipra, devlet yardımının çiftçilerin üretim maliyetlerindeki artışı bir ölçüde hafifletebileceğini, ancak küresel piyasalarda fiyat oluşumunun kurallarını değiştiremeyeceğini söyledi. Polonya'nın dünya borsalarındaki fiyatları kabul ettiğini belirten Olipra, "Dünya düzeyinde tahıl ve hammadde fiyatları altüst olursa yerli üreticiler de doğal olarak malları için daha fazla para isteyecektir. Hiçbir sübvansiyon çiftçiyi ürününü piyasa fiyatının altında satmaya zorlayamaz" dedi.