Spot: Her çocuk dünyaya gelirken üzüntü, öfke, hayal kırıklığı veya korku ile başa çıkmayı bilmiyor. Bu beceriler, ebeveynlerle olan ilişki sayesinde zamanla öğrenilir.
Content: Uzmanlar, ebeveynliğin amacının çocuğu her olumsuz deneyimden korumak değil, onunla nasıl başa çıkmasını öğretmek olduğunu belirtiyor. İşte bu yüzden, iyi niyetle yapılan bazı hatalar, çocuğun duygusal zekasının gelişimini yavaşlatabilir.
Bir çocuk ağladığında veya hayal kırıklığına uğradığında, birçok ebeveyn "Üzgün olma" veya "Hiçbir şey değil" der.
Bu tür ifadeler iyi niyetli olsa da, çocuğa hoş olmayan duyguların bastırılması gereken bir şey gibi mesaj verebilir.
Ancak çok daha faydalı olan, anlayış göstermek ve çocuğun hissettiğini isimlendirmektir. Örneğin: "Üzgün olduğunu görüyorum. Başarmak istediğin için hayal kırıklığına uğradın."
Bu şekilde, çocuk kendi duygularını daha kolay anlar ve zamanla onları kelimelerle ifade etme yeteneğini geliştirir.
Ebeveynler genellikle çocuğu olumsuzluklardan korumak isterler, bu yüzden hemen sorunu çözmeye çalışırlar. Öğretmeni ararlar, ev ödevini bitirirler, arkadaşlarıyla olan sorunları çözürler veya kaybolan bir oyuncağı bulurken çocuk hiç arayışa girme fırsatı bulamaz.
Bu yaklaşım kısa vadede durumu kolaylaştırabilir ancak uzun vadede çocuğa bağımsızlık, sabır ve problem çözme becerisi geliştirme fırsatını alır.
Çözüm yerine, uzmanlar çocuğa "İlk olarak ne yapabileceğini düşünüyorsun?" gibi bir soru sormanızı önerirler.
Çocuklar ebeveynlerini izleyerek daha çok öğrenirler.
Eğer yetişkinler sinirlenir, sabırsızlanır veya strese karşı öfkeli tepkiler verirlerse, çocuk bu davranış kalıbını benimser.
Bu yüzden sağlıklı duyguların yönetimi nasıl göründüğünü göstermek faydalıdır. Örneğin: "Şu anda çok sinirliyim ve bu yüzden ilk olarak birkaç kez derin nefes alacağım."
Bu şekilde çocuk öfkenin kontrol edilebilen bir duygu olduğunu öğrenir.
Her ebeveyn zaman zaman hata yapar, sesini yükseltir veya öfkeli tepkiler verir.
Ancak fark yaratan şey mükemmel olmamak değil, hatayı kabul etme isteğidir. "Üzgünüm ki bağırdım. Sinirliydim ama seninle konuşmanın farklı bir yolu olması gerekiyordu" gibi bir ifade, çocuğa sorumluluk alma ve ilişkiyi düzeltme nasıl yapıldığını gösterir.
Uzmanlar, özür dileme ifadesinin "Ama sen beni kızdırdın" gibi bir cümleyle yapılmaması gerektiğini uyarır çünkü bu şekilde sorumluluk tekrar çocuğa atılır.
Hayır. Ağlamak, çocukların üzüntü, hayal kırıklığı veya korkuyu göstermenin doğal bir yoludur. Yetişkinlerin desteğiyle zamanla sakinleşmeyi ve duygularını kelimelerle ifade etmeyi öğrenmeleri çok daha önemlidir.
Hayır. Çocuk çok huzursuz olduğunda, ona yakın olmak, sarılmak veya sakinleşmesi için biraz zaman vermek genellikle en iyi çözümdür. Duyguları yatıştığında, olayın üzerine konuşmak daha faydalıdır.
Evet, ancak sadece somut olmaları durumunda. "Tebrikler, çok iyiydin" gibi genel övgüler yerine: "Kızgın olduğunu gördüm ama yine de beni dinlemek için çabaladın." gibi bir ifade kullanmak daha etkilidir.
Bu şekilde çocuk hangi davranış ve becerinin tekrarlanmasını gerektiğini anlar, bu da duygusal zekanın gelişimine katkıda bulunur.