Sırbistan Merkez Bankası verilerine göre Sırbistan vatandaşları bankalardaki vadesiz hesaplarda 11 milyar euro tutuyor. Bu paranın bir kısmı günlük harcamalar ve beklenmedik durumlar için kullanılsa da, yıllarca faizsiz bekleyen birikimler enflasyon nedeniyle alım gücünü giderek yitiriyor.

Uzmanlar, yatırım yapmak için on binlerce euroya sahip olmanın gerekmediğini, yalnızca birkaç yüz ya da bin eurosu olan vatandaşlar için de seçenekler bulunduğunu belirtiyor. Broker Branislav Jorgić ile Ekonomi Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Veljko Mijušković, paranın nasıl akıllıca dağıtılacağını, nelere yatırım yapılabileceğini ve hangi hatalardan kaçınılması gerektiğini anlattı.

En yaygın yanılgılardan biri yatırımın yalnızca varlıklı vatandaşlara yönelik olduğu. Jorgić'e göre yatırıma başlamak için evrensel bir alt sınır bulunmuyor; farklılık, paranın nasıl dağıtılacağında ortaya çıkıyor. Zira 1.000 eurosu olan bir vatandaş, 100.000 eurosu olan biriyle aynı stratejiyi uygulayamıyor.

Jorgić, hiçbir gelir getirmeden hesapta duran paranın pratikte değer yitirdiğini belirterek enflasyonun şu anda yüzde 3 civarında, Sırbistan Merkez Bankası'nın referans faiz oranının ise yüzde 5,75 olduğunu söyledi. Bu koşullarda faizi yüzde 3'ün altında ya da yüzde 3 düzeyinde olan vadeli mevduatların bile istatistiksel olarak gerçek değer kaybı anlamına geldiğini, yani paranın alım gücünü yitirdiğini ifade etti. Jorgić, ister pasif ister aktif olsun ek gelir yaratma konusunda her zaman bir imkân bulunduğunu, yatırım için alt sınır olmadığını, insanların sıklıkla yatırıma katılmak için 5, 10 ya da daha fazla bin euroya ihtiyaç duyduklarını sandığını dile getirdi.

Daha küçük birikime sahip vatandaşlar için seçeneklerden biri, birden fazla yatırımcının parasının ortaklaşa değerlendirildiği ve fonların uzmanlarca yönetildiği yatırım fonları. Bir diğer seçenek ise borsada işlem gören fonlar (ETF'ler); bunlar farklı menkul kıymetlere yatırım yapılmasına olanak tanıyarak tek bir şirketin başarısına bağımlılığı azaltıyor.

Jorgić, 10.000 euroluk bir birikimin nasıl dağıtılabileceğine dair bir örnek de verdi ve evrensel bir strateji olmadığını, kararın finansal imkânlara, risk alma isteğine ve paranın ne kadar süreyle gerekli olmayacağına bağlı olduğunu vurguladı. Buna göre ilk olarak bir miktar likiditeyi korumak amacıyla banka mevduatına ayrılmalı; örneğin 2.000 euro, gerektiğinde kolayca çekilebilmesi için mevduata yatırılmalı. Portföyün yüzde 5-10'u altına ayrılmalı; çünkü altın değeri koruyarak uzun vadede güvence sağlıyor. Yüzde 30'u ETF'lere, yani bir menkul kıymet sepetine yatırılmalı. Son olarak yüzde 20-30'u somut menkul kıymetlere ayrılmalı.

Bu yaklaşımın özü, tüm paranın tek bir yere yatırılmaması; bir kısmının kolay erişilebilir kalması, geri kalanının farklı yatırımlar arasında dağıtılması. Ancak çeşitlendirme bazı riskleri azaltsa da finansal kayıp olasılığını tümüyle ortadan kaldırmıyor.

Uzun vadeli yatırım seçenekleri arasında yatırım amaçlı altın da yer alıyor. Takıdan farklı olarak standart biçimlerde ve belirli bir kalitede satılan bu altın, faiz ya da temettü getirmiyor; olası kazanç yalnızca alım ve satım fiyatı arasındaki farka bağlı.

Jorgić, bir gram ağırlığında ve 100 euronun biraz üzerinde fiyatı olan külçe altın alınabildiğini, dolayısıyla altın yatırımının yalnızca büyük birikimi olan vatandaşlara özgü olmadığını belirtti. Aylık 100 euro ayırıp her ay bir külçe altın alınabileceğini, bir süre sonra bunun belirli bir miktara ulaşacağını söyleyen Jorgić, ayda 100 euro ayıramayanların ise üç ayda bir külçe alabileceğini, önemli olanın süreklilik ve uzun vadeli yatırım olduğunu ifade etti. Jorgić ayrıca yatırım amaçlı altının banka kasalarında saklanmasını önererek hırsızlık riskinin azaltılabileceğini kaydetti.

Ekonomi Fakültesi öğretim üyesi Veljko Mijušković ise birikim miktarı ne olursa olsun en önemlisinin düzenli para ayırma alışkanlığı geliştirmek ve acil ihtiyaçlar için belirli bir rezervi elde tutmak olduğunu vurguladı. Mijušković, insanların "param olduğunda biriktiririm" diyerek yanlış bir varsayımdan yola çıktığını belirterek birikimin de yatırım gibi bir kültür olduğunu söyledi. Dinamiğin, temponun, düzenli olup olmayacağının ayrı bir konu olduğunu, ancak bunun bir felsefe olarak var olması gerektiğini dile getirdi.

Vatandaşların yalnızca bir hisse senedinin ya da altının hızla değerlendiğini duydukları için yatırıma yönelmemeleri de özellikle önem taşıyor. Jorgić, doğrulanmamış internet platformları üzerinden yapılan dolandırıcılıklara karşı uyarıda bulunarak vatandaşların yalnızca lisanslı brokerlik şirketlerine, bankaların yatırım birimlerine ya da kayıtlı yatırım fonlarına başvurmalarını önerdi.

Finans piyasasında yetkili katılımcıların listeleri Menkul Kıymetler Komisyonu'nun internet sitesinde yer alıyor; her yatırımdan önce beklenen maliyetlerin, olası kayıpların ve para çekme koşullarının kontrol edilmesi gerekiyor.

Uzmanların en önemli tavsiyesi ise yatırımın bir hisse, fon ya da altın seçimiyle değil, kişinin kendi finansal imkânlarını değerlendirmesiyle başladığı yönünde. Vatandaşların önce ne kadar para ayırabileceklerini, bu paraya ne kadar süre ihtiyaç duymayacaklarını ve ne kadar kaybı göze alabileceklerini belirlemeleri, ancak bundan sonra yetkili uzmanların tavsiyesiyle parayı nereye yatıracaklarına karar vermeleri gerekiyor.