Karaciğer hastalıkları arasında metabolizmayla bağlantılı steatotik karaciğer hastalığı (MASLD), alkol kullanımının yol açtığı rahatsızlıklar ve viral hepatitler yer alıyor. Bu hastalıkların gelişme riskini aşırı alkol tüketimi, obezite ve yüksek kolesterol gibi etkenler artırabiliyor. Uzmanlar ise karaciğer fonksiyonlarının korunmasına yardımcı olabilecek beslenme alışkanlıklarını araştırıyor.
"Clinical Gastroenterology and Hepatology" dergisinde yayımlanan bir araştırma, günlük kahve tüketimi ile karaciğerin uzun vadeli durumu arasındaki ilişkiyi inceledi. Bilim insanları, ortalama 13 yıl boyunca takip edilen 355 binden fazla yetişkinin verilerini analiz etti.
Çalışmanın başında katılımcılarda siroz veya karaciğer kanseri teşhisi bulunmuyordu. Sonuçlar, günde birkaç fincan kahve içenlerin hiç kahve içmeyenlere kıyasla siroz riskinin yüzde 32, karaciğer kanseri riskinin ise yaklaşık yüzde 50 daha düşük olduğunu gösterdi.
Bu koruyucu etkiyi, Zagreb Üniversitesi Hastanesi (KBC Zagreb) Karaciğer Hepatolojisi ve Nakil Bölümü'nden gastroenterolog ve hepatolog Prof. Dr. Ana Mrzljak da doğruladı. Mrzljak, günlük beslenmede koruyucu etkisi tekrar tekrar kanıtlanmış tek maddenin kahve olduğunu belirterek, şekersiz üç veya daha fazla fincan sade kahve tüketiminin, hâlihazırda hastalığı olanlarda yağlı karaciğer riskini yaklaşık yüzde 20, fibroz riskini ise yüzde 30 düşürdüğünü söyledi.
Korumanın büyük olasılıkla kahvedeki güçlü bir antioksidan olan klorojenik asitten kaynaklandığını ve kafeinsiz kahvenin de yarar sağladığını ifade eden Mrzljak, deve dikeni, omega-3 yağ asitleri, probiyotikler, ursodeoksikolik asit veya metformin gibi popüler takviyelerin yaygınlığına ve reklamlarına rağmen çoğu için klinik denemelerin karaciğer üzerinde gerçek bir histolojik yarar göstermediğini kaydetti.
Domates de özellikle MASLD tanısı olan kişilerde karaciğer sağlığını olumlu etkileyebilecek bir diğer gıda. "Nutrients" dergisinde yayımlanan küçük çaplı bir araştırmaya bu tanıya sahip 79 yetişkin katıldı.
Katılımcılar iki gruba ayrıldı: hiç domates yemeyenler ve altı hafta boyunca her gün 200 gram taze domates ile 50 gram domates sosu tüketenler. Her iki grupta da karaciğer yağlanmasında azalma görüldü, ancak iyileşme domatesi her gün yiyenlerde belirgin biçimde daha yüksekti.
Söz konusu çalışmada yer almayan endokrinolog Randa Abdelmasih ise temkinli olunması çağrısında bulundu. Abdelmasih, sonuçların karaciğer elastikiyeti, fibrozu işaret eden parametreler, karaciğer enzimleri, insülin direnci, inflamatuvar faktörler, lipid profili ve vücut bileşimi gibi diğer önemli göstergelerde anlamlı iyileşme göstermediğini belirtti.
Uzman, karaciğer görüntülerinde görülen olumlu değişimlerin, düzenli domates tüketiminin hastalığın seyrini belirgin biçimde yavaşlattığı veya klinik açıdan belirleyici sonuçlar doğurduğu sonucuna varmak için yeterli olmadığı uyarısında bulundu.
Kahve ve domatesin olası yararları araştırılırken uzmanlar, karaciğere ciddi zarar verebilecek çevresel etkenleri de inceliyor. Bunlardan biri, birçok üründe ve tek kullanımlık ambalajda bulunan mikroplastikler.
"Science Advances" dergisinde yayımlanan bir çalışma, en yaygın plastik türlerinden polietilenin farelerin karaciğeri üzerindeki etkisini inceledi. Bilim insanları iki grup hayvanı takip etti: normal beslenenler ve kronik iltihap, yağ birikimi ve olası doku hasarıyla seyreden karaciğer hastalığının daha ağır biçimi MASH'ın gelişimini teşvik edecek şekilde beslenenler.
Polietilene maruz kalma her iki grupta da karaciğer işleyişinde bozukluklarla ilişkilendirilirken, MASH gelişmiş hayvanlarda karaciğer dokusundaki hasar belirgin biçimde kötüleşti.
Mikroplastiklerin genel olarak organizma için güvenli olmadığı bilinse de bu mekanizmaya ilişkin kesin sonuçlara varmak için insanlar üzerinde ek klinik araştırmalara ihtiyaç duyuluyor.
Mevcut bilimsel bulgular, korunmada üç temel unsurun altını çiziyor: Akdeniz tipi beslenmeye geçiş, düzenli fiziksel aktivite ve alkollü içecek tüketiminin sıkı biçimde sınırlandırılması.