Göz numarasının lazerle kalıcı olarak düzeltilmesi için sonbahar ve kış aylarının tıbbi açıdan daha uygun olduğu belirtiliyor. Sıcak bir ortama girildiğinde buğulanan gözlük camları ve kontakt lenslerin yol açtığı tahriş, soğuk havaların yaklaşmasıyla birçok kişinin yaşadığı bilinen sorunlar arasında. Uzmanlara göre bu aylar, görme kusurunun lazerle düzeltilmesi için de elverişli bir dönem.
Göz hastalıkları uzmanı Dr. Tihomir Aleksić, numara düzeltmesinin yılın her döneminde yapılabildiğini, ancak sonbahar ve kışın özellikle önerildiğini söylüyor. Bu aylarda güneş ışınımının zayıflaması, ameliyat sonrası süreci doğrudan etkiliyor.
Aleksić, ameliyattan sonraki ilk üç ila dört haftada en büyük sorunun UV ışınları olduğunu belirterek, yaz aylarında bu ışınların korneanın iyileşmesini zorlaştırabildiğini ve mikro bulanıklıklara yol açabildiğini ifade ediyor. Bu nedenle müdahaleden sonraki ilk haftalarda yüzde 100 UV korumalı koruyucu gözlük takılmasının zorunlu olduğunu vurguluyor. Bu kural mevsimden bağımsız olarak geçerli, ancak güneşin tam gücünde olmadığı dönemlerde çok daha kolay uygulanabiliyor.
Lazerle numara düzeltme işleminin kendisi oldukça kısa: göz başına yalnızca iki ila üç dakika sürüyor. Lokal anestezi altında yapılan işlem tamamen ağrısız.
Aleksić, bunu ameliyattan çok bir müdahale olarak adlandırdığını, çünkü gözün açılmadığını ve göz içinde herhangi bir işlem yapılmadığını anlatıyor. Ona göre lazer ışını yalnızca ön yüzeyi, yani korneayı yeniden şekillendirerek kırma gücünü değiştiriyor ve hastanın numarasını düzenliyor.
Her iki gözün her zaman aynı anda ameliyat edildiğini belirten Aleksić, hastanın tüm süreci yaklaşık on dakikada tamamladığını ve hemen ardından evine gittiğini söylüyor.
İyileşme süreci iki ila dört hafta sürüyor. Bu dönemde hafif batma, kızarıklık veya artmış gözyaşı üretimi görülebiliyor; bunlar iyileşmenin olağan parçası olarak değerlendiriliyor.
Herkes bu işlem için otomatik olarak uygun aday değil. Yaş sınırı genellikle 21 ila 23 arasında ve temel koşul, numaranın planlanan işlemden en az bir ila bir buçuk yıl önce tamamen sabitlenmiş olması.
Aleksić, en sık PRK ve lasik yöntemlerinin kullanıldığını belirtiyor. PRK daha çok karmaşık numaralarda ve astigmatizmada tercih ediliyor ve ilk günlerde biraz daha belirgin semptomlara yol açıyor; lasik ise hasta için daha konforlu. Yine de son kararı cerrahın verdiğini, nihai sonuçların ise tamamen aynı olduğunu söylüyor.
İşlemden önce her hasta, gözün ön yüzeyi ve göz dibi üzerinde bir dizi ayrıntılı ölçümden geçiyor. Doktor, bu muayenelerin ardından kişinin uygun aday olup olmadığına dair kesin kararı veriyor; parametreleri uygun olmayan hastalar programa alınmıyor.
Lazerle düzeltme, miyopi olarak bilinen eksi numaralarda neredeyse yüzde 100 başarı sağlıyor. Buna karşılık yöntem, ikinin üzerindeki artı numaralar için uygun değil; çünkü bu durumlarda klinik sonuçlar hasta açısından yeterli bulunmuyor.
Yöntem son derece güvenli ve Sırbistan'da yirmi beş yıldan fazla süredir uygulanıyor; ancak eksi dokuz gibi çok yüksek numaralara sahip bazı hastalarda numarada hafif bir geri dönüş görülebiliyor. Bu durum, sonradan yapılan kısa bir lazer düzeltmesiyle kolayca gideriliyor.
Gözlere yönelik bir işlemden korkmak doğal karşılanıyor; ancak Novi Sad ve Belgrad genelindeki kliniklerde bu işlemi başarıyla tamamlayan binlerce hasta yöntemin güvenilirliğine işaret ediyor. Ameliyathaneden çıktığı anda çevresini net görebilmek, birçok genç için günlük yaşamı kolaylaştıran bir dönüm noktası olarak tanımlanıyor.