Beyaz, pembe ve kahverengi gürültü, farklı ses frekanslarından oluşan ve kişisel ihtiyaçlara göre tercih edilen ses ortamları olarak öne çıkıyor. Uzmanlara göre bu seslerin hangisinin daha uygun olduğu, stresi azaltmak, daha kolay uykuya dalmak veya çevredeki rahatsız edici sesleri bastırmak gibi amaçlara göre değişiyor.
Gürültünün renklerle adlandırılması geleneği beyaz gürültüyle başladı. Beyaz ışığın görünür spektrum boyunca düz bir güç dağılımına sahip olduğu varsayımına benzer şekilde, beyaz gürültü de tüm duyulabilir frekanslarda eşit güce sahip.
Beyaz, kahverengi ve pembe gürültü kulağa benzer gelse de aralarında belirgin farklar bulunuyor.
Beyaz gürültü, insan kulağının duyabildiği 20 hertz (Hz) ile 20.000 Hz arasındaki tüm frekansların birleşiminden oluşuyor. Tüm frekansların aynı ses düzeyinde olması, onu daha tiz bir ses haline getiriyor. Beyaz gürültünün dikkati dağıtan sesleri maskelemeye yardımcı olabildiği belirtiliyor. Bazı çalışmalar, bebeklerde kolik (gaz sancısı) kaynaklı ağlama ve ağrının hafifletilmesine de yardımcı olabileceğini öne sürüyor. Tasarlanmış seslerin yanı sıra beyaz gürültüye örnek olarak çeşitli doğal ve yapay sesler gösteriliyor.
Pembe gürültü de beyaz gürültü gibi insan kulağının duyabildiği tüm frekansları (20 Hz ile 20.000 Hz arası) içeriyor, ancak yüksek frekanslar düşük frekanslara göre daha zayıf. Bu da pembe gürültüye doğadaki birçok sese benzeyen daha yumuşak ve dengeli bir tını kazandırıyor. Daha yumuşak sesi nedeniyle genellikle beyaz gürültüden daha hoş ve rahatlatıcı kabul edilen pembe gürültü, diğer gürültü türlerine göre dikkati daha az dağıttığı için sıklıkla arka plan sesi olarak kullanılıyor.
Kahverengi gürültü ise düşük frekanslarda daha fazla güce sahip; bu da ona beyaz ve pembe gürültüden daha derin, bas ağırlıklı, dolgun ve uğultulu bir ses veriyor. Zengin ses yalıtım özellikleri taşıdığı belirtilen kahverengi gürültünün odaklanmayı artırdığı ve bu nedenle çalışırken dinlemek için etkili bir seçenek olduğu ifade ediliyor. Bazı araştırmalar konsantrasyonu iyileştirmeye yardımcı olabileceğini öne sürüyor.
Genel olarak ya da belirli etkinlikler için kanıtlanmış bir "en iyi renk" bulunmuyor; tercih büyük ölçüde kişiye bağlı. Belirli bir örtüşme olsa da bazı gürültü renkleri belirli durumlarda faydalı olabiliyor.
Birkaç çalışma, beyaz gürültünün dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) belirtileri gösteren kişilere farklı şekillerde yardımcı olduğunu gösterdi. Bir çalışmada ortama eklenen beyaz gürültünün DEHB belirtileri taşıyan çocuklarda bellek performansını iyileştirdiği, ancak aynı çalışmada bu gürültünün DEHB belirtisi göstermeyen çocukları olumsuz etkilediği tespit edildi. Bir başka çalışma da beyaz gürültünün DEHB belirtileri olan çocuk ve yetişkinlere faydalı olduğunu ortaya koydu. 2016 tarihli bir pilot çalışma, 80 desibellik (dB) beyaz arka plan gürültüsüne maruz kalmanın, okulda dikkatsizlik belirtileri gösteren çocuklar için ilaç tedavisine alternatif ya da tamamlayıcı bir yöntem olabileceğini öne sürüyor. Ancak 80 dB'lik gürültüye uzun süre maruz kalmanın kalıcı gürültü kaynaklı işitme kaybına yol açabileceği ve bu olasılığın doğrulanması için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğu belirtiliyor.
Beyaz gürültünün dikkatsizlik belirtileri taşıyanlarda performansı artırırken yüksek dikkat düzeyine sahip kişilerde performansı düşürmesi arasındaki farkın, farklı sinirsel gürültü düzeylerinden kaynaklandığı düşünülüyor. DEHB olan kişilerde dopamin düzeylerinin yetersiz olabileceği, bunun da bilişsel performansı olumsuz etkileyen daha düşük sinirsel gürültü düzeylerine yol açtığı ifade ediliyor. Beyaz gürültünün sinirsel gürültüyü artırarak dikkat düzeyi düşük olanlara fayda sağlayabileceği, ancak sinirsel gürültü düzeyleri zaten ideal olan kişileri olumsuz etkileyebileceği öne sürülüyor.
Yoğun bakım ünitesindeki hastaların uyku kalitesine ilişkin bir çalışmada beyaz, pembe ve kahverengi gürültünün uyku kalitesini iyileştirmeye katkıda bulunduğu görüldü. Beyaz, pembe veya kahverengi gürültü gibi arka plan sesleri, vücuda uyku zamanının geldiğine dair düzenli bir sinyal olarak kullanılabiliyor ve kişinin arka plan sesi açıldığında daha kolay uykuya dalmasına yardımcı olabiliyor.
Gürültünün rengini belirtmeyen 2017 tarihli bir çalışma, okyanus dalgaları ve orman sesleri gibi doğal seslerin koroner baypas ameliyatı geçiren hastalarda kaygıyı azalttığını ortaya koydu. Bu işlem kaygı, depresyon, endişe, korku ve diğer psikolojik stres biçimlerine yol açabiliyor.
Konsantrasyon düzeylerini potansiyel olarak iyileştirmesinin yanı sıra kahverengi gürültü, kaygıyla baş etme ve gevşemeyi artırma tekniği olarak da faydalı olabiliyor. Kaygı için hangi gürültü renginin en iyi olduğu kişisel tercihe bağlı. Beyaz gürültü, pembe gürültü ve kahverengi gürültü gibi kişiselleştirilmiş ses manzaraları kaygının azaltılmasına ve gevşemenin iyileştirilmesine katkıda bulunabiliyor.
Beyaz, pembe ve kahverengi gürültü doğada bulunabiliyor; ancak her yatmadan önce gök gürlemesi duyulması ya da bahçede yüksek sesli bir şelale bulunması pek olası olmadığından bu seslerin evde oluşturulması gerekiyor. Beyaz gürültü oluşturmanın basit yolları arasında vantilatör çalıştırmak ya da televizyon veya radyoyu parazit (statik) kanalına ayarlamak gösteriliyor.
Taşınabilir beyaz, pembe veya kahverengi gürültü için çeşitli cihaz ve uygulamalardan yararlanılabiliyor. Yöntem seçilirken ses düzeyine özellikle dikkat edilmesi gerekiyor. Uzun süre arka plan gürültüsü veya müzik dinlenirken desibel düzeyinin 70 dBA'nın altında kalmasının sağlanması için özel cihazlar veya mobil telefon uygulamalarıyla ölçüm yapılması öneriliyor.