Yüksek tansiyon çoğu zaman yıllarca belirgin bir belirti vermese de kalp ve damar hastalıkları için önemli risk etkenlerinden biri olmayı sürdürüyor. Hekimin önerdiği tedavinin yanı sıra beslenme, fiziksel etkinlik ve diğer yaşam alışkanlıkları da tansiyonun denetiminde önemli rol oynayabiliyor.

New York'taki Mount Sinai Hastanesi'nde görevli kardiyolog Dr. Annapoorne Kini'nin dikkatini çeken ürün ise oldukça sıradan bir gıda: pancar.

Buradaki etken, pancarın doğal olarak zengin olduğu nitratlar. Gıdayla alınan nitratlar vücutta bir dizi süreçten geçerek nitrik okside dönüşüyor. Nitrik oksit damarların genişlemesine ve kan akışının iyileşmesine katkıda bulunduğu için damar sağlığı açısından önem taşıyor.

Dr. Kini, pancarın damar duvarları üzerindeki etkisini, damarlardaki düz kasların gevşemesine yardımcı olarak damarların daha esnek kalabilmesiyle açıklıyor. Bu durum yaş ilerledikçe daha da önem kazanıyor.

Yıllar içinde damarlar sertleşebiliyor ve atardamarlarda birikimler oluşabiliyor. Damarların esnekliğini yitirmesi yüksek tansiyonun ortaya çıkmasıyla da ilişkilendiriliyor. Bu nedenle doğal olarak nitrat bakımından zengin gıdalar dengeli beslenmenin yararlı bir parçası olabiliyor.

Pancar bu açıdan özellikle öne çıkıyor; çünkü içerdiği nitratlar vücutta damarları genişleten ve kan akışını kolaylaştıran nitrik oksidin oluşumunda yer alıyor. Ancak hipertansiyon yalnızca beslenme değişikliğiyle çözülmeye çalışılması gereken bir durum değil.

Uzun süre denetim altına alınmayan yüksek tansiyon; kalp ve beyin damar tıkanıklıkları, kalp yetersizliği, böbrek hastalıkları ve damar hasarı gibi ciddi sağlık sorunlarının riskini artırıyor. Bu nedenle pancar, hekimin önerdiği ilaçların ya da tedavinin yerine geçecek bir seçenek olarak görülmemeli.