Uzun yolculuklar sırasında uzun süre oturmak, tedavi edilmezse pulmoner emboli gibi ciddi, hatta hayati tehlike arz eden komplikasyonlara yol açabilen kan pıhtısı gelişme riskini artırıyor. Uzmanlar bu konuda uyarıda bulundu. Yolculuklarda bireyler, otomobil, otobüs, uçak, tren veya diğer araçlarda uzun süre oturmaktadır. Bir kişinin 4 saatten fazla hareketsiz oturması durumunda kan pıhtısı oluşma potansiyelinin arttığı belirlendi. Vücut hareket etmediğinde, kol ve bacaklardaki kan akışının yavaşladığı ve bunun kan pıhtılarına yol açabileceği kaydedildi. Yolculuklar sırasında kan pıhtısı oluşumuna katkıda bulunabilecek diğer faktörlerin arasında, koltukta oturmaktan kaynaklanan diz ekleminin arkasındaki baskı ve uçaklardaki hava basıncı değişikliklerinin olduğu belirtildi. Her iki ila üç saatte bir yürüyüş molası vermenin, seyahatler sırasında kan pıhtısı oluşumunu engelleyebileceği açıklandı. Hareket ve esneme alanı sağlamak amacıyla dinlenme tesislerinde veya mağazalar ve parklar gibi başka yerlerde durulması gerektiği vurgulandı. Uçuş veya tren yolculukları sırasında ayağa kalkmanın mümkün olmadığı durumlarda belirli önlemlerin alınması gerektiği aktarıldı. Ek risk faktörlerinin bulunması halinde, doktorun kompresyon çorabı veya diz altı çorap kullanımını, ayrıca ilaç tedavisini önerebileceği belirtildi. Doktor tarafından açıkça tavsiye edilmedikçe, bebek aspirini alınması önerilmediği kaydedildi. Kan pıhtısı ciddi hale gelene kadar semptomların fark edilmeyebileceği bildirildi. Derin ven trombozu (DVT) olan kişilerin yarısının hiçbir semptom hissetmediği kaydedildi. Bununla birlikte, belirli belirtilere dikkat edilmesi gerektiği uzmanlarca vurgulandı. Pulmoner emboli semptomları hissedilmesi durumunda acil tıbbi yardım aranması gerektiği açıklandı. Yine, uzun süreli oturma ve kanın bacaklarda birikmesi nedeniyle seyahatin tek başına kan pıhtısı için bir risk faktörü olduğu vurgulandı. 8 ila 10 saat veya daha uzun süre uçan kişilerin en yüksek risk grubunda yer aldığı belirtildi. Aşağıdaki durumlardan herhangi birinin mevcut olması halinde riskin daha da artabileceği açıklandı. Kan pıhtısı semptomları ortaya çıkması durumunda, en yakın sağlık kuruluşundan veya acil tıp merkezinden derhal yardım alınması gerektiği belirtildi. En yakın hastanenin konumuna dair bilgilerin otelden, seyahat acentesinden veya hızlı bir internet aramasıyla edinilebileceği aktarıldı. Yurt dışında bulunulduğu sırada, uygun tıbbi bakım ve yardıma en yakın büyükelçilik veya konsolosluk ile iletişime geçilerek ulaşılabileceği kaydedildi. Bazı pıhtıların kendiliğinden geçebileceği bildirilse de, yine de bir doktora başvurmanın önemli olduğu vurgulandı. Tedavinin, pıhtıyı çözmek amacıyla varfarin gibi kan sulandırıcı ilaçların alınmasını içerdiği açıklandı. Doktorun ayrıca ağrı ve şişliğe yardımcı olmak için kompresyon çorabı giyilmesini önerebileceği belirtildi. Pıhtı kaybolmazsa, cerrahi olarak çıkarılmasının gerekebileceği de kaydetti. Kan sulandırıcı tedavisinin, pıhtıyı başarılı bir şekilde eritmek ve yeni pıhtı oluşumunu önlemek amacıyla haftalar veya aylar sürebileceği vurgulandı. Hızlı tedavinin, pıhtının ciddi hale gelmeden veya pulmoner emboliye yol açmadan çözülmesine yardımcı olabileceği belirtildi. Ayrıca, DVT'li kişilerin yaklaşık üçte birinin 10 yıl içinde başka bir pıhtı geliştirebileceği kaydetti. İnsanların yarısına kadarının şişlik, ağrı veya ciltte renk değişikliği gibi uzun süreli semptomlar yaşayabileceği vurgulandı.