Yorgunluk, şişkinlik, kuruluk veya canlılık kaybı gibi yüzdeki görünüm değişiklikleri, genellikle stres, yaşlanma veya cilt bakım ürünlerinin etkinliğinin azalmasıyla ilişkilendirilmektedir. Ancak, beslenme de bu değişikliklerde önemli bir rol oynayabilir. Uzmanlar, protein eksikliğinin yüzdeki önemli belirtilere yol açabileceğini belirtti. Proteinler, cilt, saç ve yüzü şekillendiren kaslar dahil olmak üzere vücuttaki dokuların yapımına ve onarımına yardımcı olur. Yeterli miktarda protein alınmadığında, özellikle uzun vadede, gözle görülür değişiklikler ortaya çıkmaya başlar. Proteinler, cildin sıkı ve elastik kalmasına yardımcı olan temel yapısal protein kolajeni destekler. Protein alımı sürekli olarak düşük olduğunda, kolajen üretimi yavaşlayabilir. Beslenme uzmanı Kristen Kuminski, bunun ince çizgiler, azalan sıkılık ve genel olarak yorgun bir görünüm şeklinde kendini gösterdiğini ve sorunun yapısal nitelikte olması nedeniyle topikal ürünlere yanıt vermediğini kaydetti. Dermatolog David Johnson ise düşük protein alımının cildi daha hassas hale getirebileceğini gözlemledi. Johnson, protein eksikliğinin cildi güneşe karşı daha duyarlı hale getirebileceğini, daha kuru yapabileceğini ve ince çizgilerin ortaya çıkmasını artırabileceğini aktardı. Ayrıca, yaraların iyileşmesinin de daha uzun sürdüğünü belirtti. Proteinler kas kütlesinin korunması için önemlidir. Ancak bu besinden yeterince alınmadığında vücut, kendini beslemek için kas dokusunu parçalamaya başlar ve bu durum yüzün yapısını etkileyebilir. Kuminski, protein eksikliğinden kaynaklanan kas kaybının, yüzü vücudun geri kalanını etkilediği gibi etkilediğini vurguladı. Şakaklar ve yanaklar etrafındaki o çökük görünümün genellikle yaşlanmadan ziyade kas ve kolajen kaybıyla ilgili olduğunu ifade etti. Temelde bu destekleyici kas ve kolajen olmadan cilt, üzerinde duracak daha az yapıya sahip olur. Bunun sonucunda yanaklar ve şakaklar gibi bölgeler çökmüş veya batık görünebilir. Bazı durumlarda ise düşük protein seviyeleri, çökük bir yüzün tam tersine şişkinliğe neden olabilir. Bu durum, sıvıyı olması gereken yerde, yani kan damarlarının içinde tutmaya yardımcı olan albümin adlı bir proteinle ilgilidir. Johnson, albümin seviyeleri düştüğünde bu dengenin bozulduğunu aktardı. Sıvının çevredeki dokulara sızmaya başlayabileceğini ve orada birikerek yüz ve göz çevresi gibi bölgelerde şişkinlik olarak ortaya çıkabileceğini belirtti. Buna rağmen, yüzdeki şişkinlik yaygın bir durumdur ve kötü uyku, alerjiler, hormonal değişiklikler, otoimmün sorunlar veya bazı ilaçlar dahil birçok nedeni olabilir. Herhangi bir ani veya şiddetli şişkinliğin doktor tarafından kontrol edilmesi gerektiğini de vurguladı. Düşük protein alımının daha belirgin işaretlerinden biri saçlardaki değişiklikler olabilir. Beslenme uzmanı Kristen Kuminski, saç köklerinin proteinin mevcudiyetine karşı çok hassas olduğunu, çünkü esansiyel bir doku olarak kabul edilmediği için vücudun alım azaldığında önceliğini onlardan kestiğini belirtti. Başka bir deyişle, vücut favorilerini seçmeye başlar ve saçlar öncelik listesinde yer almaz. Bu durum, saçların incelmesi, her zamankinden daha fazla dökülmesi, kırılması veya cansız bir dokuya sahip olması şeklinde kendini gösterebilir. Sertifikalı dermatolog David Johnson, nedenin bir kısmının saçı oluşturan ana yapısal protein olan keratinden kaynaklandığını ekledi. Protein alımı düşük olduğunda, vücudun güçlü, sağlıklı saç tellerini korumak için daha az yapı taşına sahip olduğunu ve bu nedenle saçların zayıflayabileceğini ve dökülmeye daha yatkın hale gelebileceğini açıkladı. Yüzdeki değişiklikler tek başına protein eksikliğini teşhis etmek için nadiren yeterlidir. Aslında, birçok yaygın sağlık ve yaşam tarzı faktörü cilt, saç ve yüzü benzer şekilde etkileyebilir. Kuminski, hızlı kilo kaybı, tiroid fonksiyon bozukluğu, demir eksikliği ve kronik stresin benzer görünür değişiklikler ürettiğini kaydetti. Düşük protein seviyelerinin tanısal resmin sadece bir parçası olduğunu, tek açıklama olmadığını ifade etti. Johnson da bu semptomları değerlendirirken beslenmenin ötesine baktığını söyledi. Yüzün belirli bilgiler sağladığını, ancak kesin nedenleri belirlemek için detaylı bir inceleme yapmanın gerekli olduğunu vurguladı. Her iki uzmana göre, diğer olası nedenler arasında şunlar yer alabilir.