İtalya'nın Sardinya adasındaki Bolotana köyünde yapılan yeni bir araştırma, buradaki kadınların dünyanın en uzun yaşayan kadın nüfuslarından biri olabileceğini ortaya koydu. Ekim başında "Frontiers in Aging" dergisinde yayımlanan çalışma, 2021-2025 dönemine ait demografik verilere dayanıyor.
Araştırmaya göre Bolotana'da 70 yaşına ulaşan bir kadın ortalama 91 yıl yaşıyor; yani kendisine 20,85 yıl daha ömür biçiliyor. Bu süre, Nuoro ilinde 88,6, Sardinya genelinde 88,4 ve İtalya ortalamasında 88 yıl olarak kaydedildi.
Bilim insanlarını asıl şaşırtan veri ise 70 yaşındaki bir Bolotanalı kadının 100 yaşına ulaşma olasılığı oldu: Bu oran yüzde 13,83. Aynı olasılık Nuoro ilinin geri kalanında yüzde 4,33, ada genelinde yüzde 4,43, İtalya ortalamasında ise yalnızca yüzde 3,54.
Uluslararası karşılaştırmada Bolotanalı kadınların 100 yaşına ulaşma şansı, ABD'deki akranlarına göre üç kattan fazla. Uzun yaşam beklentisi sıralamasında Bolotanalı kadınlar, Hong Kong'un hemen ardından dünyanın zirvesinde yer alıyor.
Çalışmanın ortak yazarı, Illinois Üniversitesi'nden epidemiyolog Dr. S. Jay Olshansky, "Bunun dünyanın en uzun yaşayan kadın nüfusu olduğunu ya da buna çok yakın olduğunu düşünüyoruz" dedi. Olshansky, bu uzun yaşamın ardındaki özelliklerin belirlenip başkalarına aktarılabilmesi halinde dünyanın geri kalanının da bu toplulukların uyguladığı değerlerden yararlanabileceğini sözlerine ekledi.
Erkeklerde tablo daha farklı. Bolotana'da 70 yaşına gelen bir erkek ortalama 16 yıl daha yaşıyor ve toplamda 86 yıla ulaşıyor; bu, İtalya ortalamasının (85,5) yalnızca biraz üzerinde. Ancak erkeklerin 70'ten 100'e ulaşma olasılığı yüzde 4,92 ile İtalya ortalamasının (yüzde 1,41) yine üç katı.
Araştırmacılar önemli bir metodolojik uyarı da yapıyor: Yalnızca 2.266 kişinin yaşadığı Bolotana'nın küçük nüfusu nedeniyle sonuçlar incelenen döneme karşı aşırı duyarlı. 2015-2019 dönemi incelendiğinde kadınların 100 yaşına ulaşma tahmini yüzde 1,46'ya düşüyor; ancak 70 yaşındaki kadınların beklenen yaşam süresi o dönemde de ulusal ortalamanın istikrarlı biçimde üzerinde kalıyor (ortalama 18,3 yıl daha).
Bilim insanlarının dikkatini Bolotana'ya ilk çeken şey, bu kadar küçük bir toplulukta alışılmadık derecede fazla sayıda 100 yaş üstü kişinin bulunması oldu; bu kişilerin fotoğrafları yerel internet sitelerinde de yer aldı. Ancak köyün bilimsel çalışma açısından asıl avantajı, arşiv kayıtlarının olağanüstü güvenilirliği.
Olshansky, "Bolotana'yı istisna kılan şey, doğum ve ölüm yaşını kesin olarak değerlendirmemizi sağlayan inanılmaz bir tarihsel kayda sahip olması" diye konuştu. Nüfus kayıtları ve vaftiz kayıtlarının yüzyıllar öncesine uzandığını belirten Olshansky, "100 yılı aşan her kişiyi hiçbir kuşkuya yer bırakmadan doğrulayabiliyoruz" dedi.
Bolotanalı kadınların bu kadar uzun yaşamasının kesin nedenleri bu demografik analizin konusu değil; ancak bilim insanları, daha fazla araştırılması gereken biyolojik, toplumsal ve yaşam tarzına ilişkin etkenlerin karmaşık birleşimine işaret ediyor. Çalışmanın yazarları, kadınların belirgin hayatta kalma avantajına "genetik altyapı, beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite, aile desteği, toplumsal dayanışma, yerleşim sürekliliği ve sağlık hizmetlerine erişim" gibi birkaç mekanizmanın katkıda bulunabileceğini belirtiyor.
Yerleşimin coğrafyası ve yapısı da önemli rol oynuyor. Köy dik ve engebeli bir arazide kurulu; toplumsal yalıtılmışlık nadir görülüyor ve gıda ağırlıklı olarak yerel olarak üretiliyor. Olshansky, "İnsanların birbirleriyle ilgilendiği bu sıkı bir topluluk var. Burada insanlar çoğunlukla araba kullanmak yerine yürüyor" ifadelerini kullandı.
Çalışmanın ortak yazarı ve Blue Zones (Mavi Bölgeler) kavramının kurucusu, ünlü uzun yaşam araştırmacısı Dan Buettner ise bulguların Bolotana'yı bir "uzun yaşam mavi bölgesi adayı" olarak değerlendirmeye aday gösterdiğini söyledi. Buettner, "Artık Bolotana'da olağanüstü bir şeyler olup bittiğini biliyoruz. Sonraki adım bunun nedenini ve buradan çıkarılacak derslerin başka yerlerdeki insanların daha uzun ve sağlıklı yaşamasına yardımcı olup olamayacağını anlamak" dedi.
Öte yandan uzun yaşamın belirleyicileri bilim dünyasının gündemini koruyor. Son yirmi-otuz yılda yapılan çalışmalar genetiğin yaşam süresi üzerindeki etkisini yüzde 15-33 arasında tahmin ediyordu. Ancak bu yılın başında "Science" dergisinde yayımlanan bir araştırma, genlerin beklenen yaşam süresinin yüzde 50-55'ini oluşturduğunu ortaya koydu; bu, önceki tahminlerin neredeyse iki katı.
Genetik yaşam süresinin yarısını oluştursa bile yaşam tarzı önemini koruyor ve yaş ilerledikçe daha da önem kazanıyor. Bilimsel görüş birliği net: Tek bir alışkanlık uzun yaşamı tek başına belirlemiyor; uzun yaşamın sırrı dört temel etkenin dengesinde yatıyor.
Aktif bir toplumsal yaşam da uzun yaşamın etkenleri arasında. Sardinya gibi "mavi bölgelerdeki" 100 yaş üstü kişilerin sırrı yalnızca beslenmede değil. Birlikte yemek yiyor, birlikte gülüyor ve ileri yaşlara kadar toplumsal hayata katılmaya devam ediyorlar.